Bilge Tonyukuk yazıtından aklımda şöyle bir cümle kalmış: “Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk”. Biz de bu fırtınalı havada naneli-tereyağlı yoğurt çorbası içerek oturuyorduk. Derken efendim, yazmak için bundan daha iyi bir ortam olamayacağına karar vererek resimli sözlük fikrimi paylaşmak istedim sizlerle.

Yazın dört çocuk ve annelerine iki ay boyunca A1 ve A2 dersi verdim. Temmuzda derse başladık. Aile İstanbul’a geleli henüz bir ay olmuştu. Türkçe hakkında hiçbir fikirleri yoktu ve çocukların hepsi Eylül’de okula gidecekti.

Acilen çocuklara okuma-yazma öğretmek lazımdı. Bu arada “Öğretmenim tuvalete gidebilir miyim?” diyecek kıvama gelmeleri gerekiyordu. Bütün bunlar olurken anne de İstanbul’da tek başına gezip alışveriş yapacak hale gelmeliydi.

Çocuklar üç, altı, sekiz ve on yaşındaydı. Anne otuz altı yaşında. Sadece bu yaş skalası bile öğretmene kafayı yedirtmeye yeter ama, aması da vardı. İki erkek çocuğun moda olduğu üzere hiperaktif olması, büyük kızın okul hayatını kafasında bitirmiş olması, annede “Çocuklar hiç Türkçe bilmiyorlar, okulda ne yapacaklar?” korkusunun tavan yapmış olması vs.

Bu çocuklara; ev ortamında, ayaklı küçük tahtanın başına geçip alfabeyi yazarak okuma yazma öğretilemeyeceği açıktı. Tanışma toplantısının ardından aldı beni bir düşünce. Ne yapayım? Nasıl yapayım?

Okuma yazma öğretirken yeni kelimeleri kavratmak, yeni kelimeleri öğretirken okuma yazma pratikleri yapmak… Hızlı, kalıcı, konuşturucu bir teknikle… Görsellerle…

Yok, ben seviyorum böyle dersleri, çok geliştirici oluyor. Mevcut donanımın yetmediği dank edince mecburen kendini gözden geçirmek, yenilenmek durumunda kalıyorsun. Bu seferde öyle oldu. Resimli sözlüğümü icat ettim. Malzeme depomda kullanıma ve geliştirilmeye açık zengin bir görsel kaynak oluştu.

Resimli sözlük oluşturmak sabır işi biraz, iki aylık bir süreçte eklene eklene zenginleşti.

Farklı zamanlarda bölüm bölüm hazırladım. Meyveler, içecekler, hayvanlar, okul eşyaları, giyecekler, meslekler, araçlar, zıt anlamlı sıfatlar gibi. Sebzeler ve ev eşyaları yapmadım mesela, çocukların ilgi alanına girmez diye düşündüm.

 

 

Görselleri Yandex’ten buldum, bence Google görsellerden daha iyi.

Laptopu çocukların kullanmasına izin verdim aksi zaten mümkün değildi!

Çocuklara hitap edebilecek sevimli bir PowerPoint teması bulmakla işe başladım. Temanın yazı tipini değiştirip comic sans MS yaptım. Yazı tipi de şirin olsundu.

 

 

Fotoğraflarda mümkün olduğu kadar “çocuk” bulunmasına dikkat ettim, öğrencilerin kendilerine yakın bulmaları için.

 

 

Hayvanlar bölümünde korkutucu fotoğraflar kullanmaktan kaçındım; bebe aslanlar, anne ayılar falan.

 

 

 

Her bölümü altı yazılı fotoğraflar ve yazısız fotoğraflar olmak üzere iki şekilde hazırladım. Diyelim ki meyveler bölümü, ilk önce altı yazılı fotoğraflardan okuma yazma çalışmaları yaptık. Bir sonraki ders yazısız fotoğrafları gösterip kelimeleri hatırlamalarını sağladıktan sonra tahtaya yazmalarını istedim. Doğru yazılınca hep birlikte kalkıp Kızılderili dansı yaptık.

 

 

 

Bu kadar laftan sonra konuyu şöyle bağlayayım. Yabancı bir dil olarak Türkçe Öğretimi için resimli sözlüklerin, kelime kartlarının acilen tasarlanıp satışa sunulması lazım. Böyle her öğretmen kendi yağında kavrula kavrula nereye kadar yani?