Bir özelliği var bu yazıdaki metinlerin, yerliler tarafından yabancılar için yazılmış değil. Türkiye'de yaşayan yabancıların yazdığı gündelik hayata dair kısa metinler. Böyle olunca sınıfın ilgisini çekiyor, katılım canlı oluyor. “Katılım oranı yüksek oluyor” demiyorum,  bizde her öğrenci illaki konuşuyor zaten!

Önce uygulamanın hazırlık aşamasını anlatayım: “Son zamanlarda yaşadığınız bir olayı yazın; doğum günü, hastalık, misafir, geziye gitme, düğün, taşınma vs.” dedikten sonra yazmaları için 30 dakika süre verdim.

Kurşun kalemle yazmalarını, yazarken takıldıkları yerleri bana sormalarını, yazmaları bitince metinleri kontrol için getirmelerini söyledim. Masamın yanına bir sandalye çektim, yazmayı bitirenler gelip oturdular ve metinlerdeki hataları beraberce düzelttik. Bu düzeltme işi  60 dakika kadar sürdü.

Düzeltmeleri yaparken A2 düzeyinde olmasına dikkat ettim zaten öğrenciler de A2 düzeyinde yazabiliyorlar. Şunu da hatırlatayım bu çalışmayı B1/ B2/ C1/ C2 düzeylerinde yapmak çok daha kolay, ben en zor düzeyi seçtim yazmak için.

Düzeltmeler bittikten sonra öğrenciler dağıtılan A4 kağıtlarına metinlerinin son halini yazıp resimlediler ve altına imzalarını attılar. Bu 40 dakika aldı.

Daha sonra sınıftaki öğrenci sayısı kadar her metinden fotokopi yaptık. Metinleri tek tek ben okudum, doğru vurgu ve tonlamayla anlaşılmasını kolaylaştırmak için.

Her metni okuduktan sonra sorular sordum ve öğrenciler fikirlerini söylediler. Yaşadıkları benzer olaylardan bahsettiler. Bu bölüm de 90 dakika devam etti.

Bu uygulamayı iki güne böldüm, birinci gün metinlerin yazılması ve düzeltilmesi ikinci gün okunması ve tartışılması olarak.

Örneklere geçmeden şunu da belirteyim aşağıdaki metinleri yazan öğrencilerin çoğu evli barklı yetişkinler, dolayısıyla öğrencileriniz çocuksa ya da gençse pek işinize yaramayacaktır. O vakit kendi öğrencilerinizle kendi metinlerinizi oluşturacaksınız artık bir zahmet, yöntemi öğrendiniz.

Öğrencilerin metinlerini konularına göre sınıflandırdım, alt başlıklar halinde vereceğim bu ve bundan sonraki yazıda.

YEMEK

Birinci Metin

İki yıldır Türkiye’de yaşıyorum ve Türk yemekleri yiyorum. Türk yemeklerini seviyorum ancak dün ülkemden güzel bir yemek hatırladım.

Sokağa çıkıp restoranlarda o yemeği aradım ama maalesef yoktu, bulamadım.

“Neden kendim pişirmiyorum?” diye düşündüm sonra. Hemen annemi aradım. Annem anlattıktan sonra dışarı çıkıp malzemeleri aldım. Eve gelip pişirdim. Yemek piştikten sonra afiyetle yedim.

İkinci Metin

Geçen hafta pazara gittim. Domates, salatalık, limon, balık ve daha birçok şey aldım.

Eve döndükten sonra komşularım geldi. Onlarla konuşup iş bölümü yaptık. Ben “Balık yapayım” dedim. Bir komşum “Ben dolma yaparım” dedi. Diğer komşum “Ben de pirinçli bakla yapacağım” dedi.

Önce balıkları temizleyip yıkadım sonra tuz ve baharat ilave ettim. Balığı domatesle ve soğanla süsledim. Fırına koydum. Yarım saat sonra balık hazırdı.

Bir iki saat sonra komşularım da yemekleriyle geldiler. Hep beraber oturup yedik, sohbet ettik. Çok güzel bir gündü.

Sorduğum Sorular

Yemek yapmayı sever misiniz? Niçin?

Yemek yapmayı kimden öğrendiniz?

İlk pişirdiğiniz yemeği hatırlıyor musunuz?

EVİMİZ

Eski halıyı fakire verdim.

Eski buzdolabını sattım.

Bir mobilya mağazasına gidip koltuk ve masa takımı aldım, bir de büyük ve kırmızı bir halı aldım. Birkaç gün sonra yeni eşyaları getirip teslim ettiler. Bu arada evi boyattım. Sonra bir beyaz eşya mağazasına gittim. Televizyon, fırın, buzdolabı, çamaşır makinesi aldım.

Evimizin karşısında küçük bir alan var. Oraya çiçek ektim, ağaç diktim. Bu küçük bahçenin etrafına duvar yaptım.

Şimdi kuş sesleri ve çiçek kokuları içinde keyifle çayımı içiyorum.

Not: Metin sınıfta okunana kadar hiç şüphelenmedim anlatılanların doğruluğundan fakat sonra baktım öğrenci de eşi de kıkır kıkır gülüyorlar meğer sadece hayalmiş!

Sorduğum Sorular

İmkân olsa evinizde hangi değişiklikleri yaparsınız?

Evinizde en çok hangi bölümde vakit geçiriyorsunuz? Niçin?

Bir evde önem verdiğiniz üç şey nedir? (Manzara, cephe, balkon, geniş mutfak vs.)

DOĞUM

Birinci Metin

Bizim yaklaşık dört ay önce bir bebeğimiz oldu. Bebek doğmadan önce ben çok korkuyordum çünkü hem Türkçe bilmiyordum hem iyi bir doktor tanımıyordum. Üstelik ailemden hiç kimse burada yoktu.

Sonra o gün geldi, bebek doğdu. Gündüz her şey normaldi. Geceleyin annesi ona süt verdi ve aniden bebeğin yüzü kıpkırmızı oldu, neredeyse boğuluyordu. Ben gerçekten çok korktum. Çarçabuk hemşireyi çağırdım. Hemşire gelip bebekle ilgilendi. Bebeğin gazı varmış!

Hemşire bana ve eşime öğretti, bebeğe süt verdikten sonra nasıl gazını alacağız.

İkinci Metin

Geçen hafta komşum sezaryen oldu. Onunla beraber hastaneye gittim ve yardım ettim çünkü onun burada ailesinden kimse yok.

Bebek doğduktan sonra doktorlar izin vermedi, anne ve bebek eve dönmedi çünkü bebek sapsarıydı. Onlar bir hafta hastanede kaldılar. Evde üç çocuk daha vardı, evdeki çocuklar yalnız kaldı bu yüzden anneleri çok üzüldü.

Bir hafta sonra anne ve bebek iyi oldu, doktorlar izin verdi, eve döndüler. Şimdi herkes çok mutlu.

Sorduğum Sorular

Anne/baba olunca hayatınız nasıl değişti?

"Torunlar, çocuklardan daha çok sevilir" görüşüne katılıyor musunuz? Niçin böyle oluyor?

FOBİLER

Bizim evimiz bir oda bir salon, küçük bir ev ama büyük bir terası var. Terasın manzarası çok güzel.

Bir gece ben ve eşim terasta yemek yerken film izliyorduk. Yarım saat sonra yerde bir böcek gördüm, geziyordu. Aman Allah’ım! Benim böcek fobim var. Hızla kalkıp içeriye kaçtım. Salonun kapısını da kapattım. Karım dışarıda kaldı. Şaşkın şaşkın bana bakıyordu.

Sonra karım yemekleri içeriye taşıdı, yemeğe salonda devam ettik.

Böcekler çok korkunç, ben onlardan çok çok korkuyorum.

Sorduğum Sorular

Sizin fobileriniz var mı?

İçinizde bir fobisini olup da yenen var mı?

MÜZİK

Gençliğimden beri şarkı söylemeyi severim. Evlenmeden önce ben ve kız kardeşlerim beraber şarkı dinliyorduk ve söylüyorduk. Hâlâ evimde şarkı söylerim, müzik dinlerim.

Tarkan’la İbrahim Tatlıses’i çok seviyorum. Hatta “Mavi mavi masmavi” şarkısını ezberledim, torunuma söylüyorum.

Torunum geçen hafta çok hastaydı. Gece sadece birkaç saat uyudu, nefes alamıyordu, çok ağlıyordu, ateşi yüksekti ve çok az yemek yedi ama ne zaman ona şarkı söylesem, gülüp dans etti.

Müzik ortak bir dildir, herkes anlar.

Sorduğum Sorular

Müzik dinliyor musunuz? Ne sıklıkta ve ne sürede?

Arkadaşlarınıza kimleri tavsiye edersiniz dinlemeleri için?

İnternetten araştırıp sınıftaki öğrencilerin ülkelerinden müzik videoları bulun ve bunları sınıfta beraberce izleyin. Burada dikkat edeceğiniz iki husus, sınıftaki hiçbir ülkeyi atlamamak ve en iyi örnekleri bulmak. Aceleye getirmeyin, zaman ayırın.

Not: Şimdi ben öğretmen milletini tanıyorsam ki tanıyorum, büyük çoğunluğu “Nedir o en iyi örnekler? Atsana şuracığa linkleri...” mealinde düşünür. Yanlış düşünür. Bu işler “Ayva piş, ağzıma düş!” mantığıyla yürümez. Her sınıfın ruhu farklıdır, sınıfını tanıyacaksın ve sınıfına özel bir demet müzik hazırlayacaksın.

YARAMAZ ÇOCUKLAR

Geçen hafta arkadaşımla telefonda konuştum, bana çok komik bir hikâye anlattı.

Arkadaşım evde bahar temizliği yapmış. Perdeleri yıkamış, halıları silmiş. Sabahtan akşama kadar çalışmış, her yeri tertemiz yapmış ve çok yorulmuş.

Biraz dinlenmek istemiş ama oğlu gelip onu çağırmış: “Anneciğim! Gel, bak! Kız kardeşim ne yaptı?” Arkadaşım çocuğun odasına gitmiş ve çok şaşırmış. Kızı şekeriyle duvarları, halıları, her yeri boyamış. Tabii arkadaşım çok kızıp bağırmış. Kızı korkudan kaçmış ve saklanmış.

Ben bu hikâyeye çok güldüm, arkadaşım bana da kızdı.

Sorduğum Sorular

Siz çocukken yaramaz mıydınız?

Erkekler mi kızlar mı daha yaramaz?

Çocuklar, onlara nasıl davranırsak daha uslu olur?