Şubat’ın onu itibariyle A1 kurunu tamamlayıp A2’ye başladım her üç sınıfımda da. Bugün Mart’ın on sekizi. Bu süreçte yaptığım yaratıcı konuşma ve yazma etkinliklerini yazmak istiyorum ama sınıflarım hakkında biraz bilgi vereyim önce.

Sekiz kişilik sınıfımda sekiz farklı millet var. Yirmi iki kişilik sınıfımda on üç farklı millet var. Yirmi yedi kişilik sınıfımda on dört farklı millet var.

En genç öğrencim on sekiz en yaşlı öğrencim ise altmış sekiz yaşında. Çoğunluk otuz-kırk beş yaş arası. Yetişkin öğretimi yapıyorum kısacası.

Bu sınıflarda iki lise öğrencisi, bir üniversite öğrencisi, beş yüksek lisans ve bir doktora öğrencisi var eğitimlerine devam eden.

Mesleki dağılım da şöyle: Beş öğretmen, yedi mühendis, bir dişçi, bir doktor, iki grafikçi, iki ressam, bir veteriner, iki terzi, bir asker, bir manken, iki işletmeci, bir üniversite hocası, bir muhasebeci, bir muhabir, iki bankacı, bir sivil toplum gönüllüsü, iki emlakçı, bir psikolog, bir modelist, bir tekstilci, bir avukat, bir kimyager, bir sporcu.

Öğrencilerin çoğunluğu kadın, sadece on iki erkek öğrenci var toplamda bütün sınıflarda ve bu erkek öğrenciler gayet beyefendi tipler oldukları için çok seviliyorlar.

Özetle eğitimli ve meslek sahibi yetişkinlerle çalışıyorum. Sonuç mu? Valla, sevgi sarmalı halinde yaşayıp terapi tadında dersler yapıyoruz işte!

Sınıf Güzelleştirme Çalışmaları

‘’Artık birbirimizi iyi tanıyoruz. Dört ay daha beraber olacağız bu sınıfta, o halde sınıflarımızı güzelleştirelim, renklendirelim ve daha zevkli ders yapalım. Neler yapabiliriz sizce?’’ dedim.

Öğrenci istek ve önerileriyle sınıflara çiçekler getirildi. Sınıfın en elverişli duvarında sınıf ağacı oluşturuldu. Ülke bayrakları yapıldı ve asıldı. Türkiye ve İstanbul haritaları duvarlara yapıştırıldı. İmece usulü küçük sınıf kitaplıkları oluşturuldu. Sınıf kapıları ‘’Kapı Gazetesi’’ haline getirildi.

Bu tasarılar ve tasarıları nasıl uygulayabileceğimiz hakkındaki konuşmalarımız gayet eğlenceliydi çünkü artık öğrencilerim Türkçe espri yapabiliyorlar. Bu kadar farklı kültür bir araya gelince espri gani, o kadar farklılar ki!

Sınıf Ağacı

Sınıf ağaçları üç sınıfımda da güzel oldu ama özellikle iki sınıfta çünkü bu sınıflarda birer ressam ve grafikçi var. ‘’Döktürdüler’’ diyebilirim.

Büyük bir ağacın yaprakları oldu her bir öğrenci. Yapraklar için A4 boyutunda kâğıtlar kullanıldı. Her öğrenci tahtaya yazdığım sorulara cevap verdi sonra resmini yaptı ya da fotoğrafını yapıştırdı.

Ertesi derste öğrencilerden ağacın tamamını fotoğraflamalarını istedim önce. Herkesin cebi fotoğraf çekiyor hemen hemen olmayanlara da olanlar yardım etti.

Fotoğraf çekimi bittikten sonra öğrencileri gruplara ayırdım ve süre verip bütün arkadaş yapraklarını cep telefonlarından inceleyip okumalarını istedim. Merakla okudular ve aralarında yorum yaptılar.

Son aşamada gruplara öğrenci ağacıyla ilgili sorular sordum: ‘’Kimin hayali sizce en ilginç? Sınıfın en genci kim? Kaç farklı meslek var sınıfımızda? Hangi arkadaşınızla aynı hobilere sahipsiniz?’’ gibi.

Sınıf içi gruplaşmaları kırmak, öğrencilerin birbirini daha iyi tanımalarını sağlamak için de yararlı oldu.

Şimdi, burada Fatia’dan bahsetmek istiyorum size.

Fadia Yazji, Lübnanlı. O ve ailesi, bir Osmanlı bakiyesi uzak topraklarda kalmış.  Altmış beş yaşında bir hanımefendi. Gerçekten bir hanımefendi. Ayağa kalkmadan hiçbir soruma cevap vermedi bugüne kadar.

Fadia’nın sınıfında, sınıf ağacı çalışmasını geçen hafta yaptık. Bu sabah Fatia’yla sınıfa girmeden karşılaştım. Hemen aşağıdaki resmi çıkarıp verdi. Ben öğrencilere örnek olması için -kendim hakkında- tahtaya soruları yazıp cevaplandırmıştım sınıf ağacı uygulamasının başlangıcında. Fadia bunları not almış, evde bir kâğıda yazmış ve yanına da resmimi yapmış. Sınıfta  resmi öğrencilere gösterdim. Kimin resmi  olduğunu, kimin yaptığını söylemeden. Hemen tanıdılar, ‘’Oooooo!’’ seslerinden sınıf yıkıldı. Fadia’nın yaptığını duyunca daha da şaşırdılar. Bu vesileyle internet dünyasında ilk defa bir resmimi yayınlamak istiyorum Fadia'ya teşekkür ederken.

Kapı Gazetesi

Bir sınıfın tüm öğrenciler tarafından en çok kullanılan bölümü sınıf kapısıdır. Bundan yola çıkarak sınıf kapılarını, çift yönlü kullanmaya karar verdim. Öğrenciler her ders girişinde ve çıkışında bir göz atsalar yeter. Hem de pek havalı oldu. Kapı Gazetesi ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım bu yüzden detaya girmiyorum şimdi.

Ülke Bayrakları ve Anlamları

Önce herkes ülkesinin bayrağını A4 boyutunda çizdi. Hepsini yan yana duvara astık sonra bayraklarındaki renklerin ve şekillerin anlamlarını arkadaşlarına anlattılar. Dikkatle dinlediler birbirlerini, bu arada çoğu kendi bayrağının anlamını bilmiyordu öğrencilerin, Allahtan cep telefonu ve internet icat olmuş, hemen bakıp öğrendiler. Kelime hazinesini geliştirici bir çalışma oldu ve öğrenciler kendi kültürlerinden bir kod aktarabildikleri için mutlu oldular.

 

 

Renklerin Dili

Bu da planladığım bir uygulama değildi. Ülke bayraklarındaki renkler ve anlamları açıklanınca aklıma geldi, uyguladım.

Tahtaya ana renkleri yazdım ve birazcık renk bilgisi verdim. Renklerin hayatımızdaki yeri ve önemi, renklerin etkileri, aura renkleri falan filan. Zevkli konudur, ilgilerini çekti ve dinlediler, sorular sordular.

Sonra herkese en sevdiği rengi ve niçinini sordum. Bunu da zevkle cevapladılar ve arkadaşlarını dinlediler.

‘’Bugünlerde Neler Yapıyorum?’’ Konulu Mektup

Herkes ülkesindeki bir arkadaşına bir paragraflık bir mektup yazdı, bu günlerde Türkiye’de neler yaptığını anlattı birinci aşamada.

İkinci aşamada mektupları rastgele değiştirdim, herkes eline gelen mektubu okudu ve anladı, anlamadıklarını mektubun sahibine sordu.

Üçüncü aşamada herkes, elindeki mektubu ‘’o’’ diliyle anlattı.

Eski Türk Filmleri

Eski Türk filmleriyle ve gündelik konuşma diliyle tanıştırdım öğrencileri. Yalnız baştan sona izletmedim, ortaya karışık bir şeyler yaptım yani kısa kısa bölümler izlettim. Kalıpları tahtaya yazdım, açıkladım.

Komşu Gezmesi

Başka sınıflara misafir gittik. Öğretmenler ve öğrencilerle tanıştık, kendimizi tanıttık. Sonra sınıfa dönüp gözlemlerimizi yazdık.

Bahar Gezisi Planlaması

Bu bahar her sınıfla ayrı ayrı bir gezi yapacağız. Nereye, nasıl gidelim, bütçe hesaplamaları falan filan.

‘’Kırmızı Başlıklı Kız’’ Draması

Yaa, ben bu dramaya bayılıyorum. Nihayet sıra geldi, uyguladım bütün sınıflarda. Her zamanki gibi çok eğlenceliydi. Önceki yazılardan birinde bu dramayı anlattıydım, merak edenler bakıversinler.

‘’Kadınlar Günü’’ Merkezli Tartışma

Aslında planladığım bir uygulama değildi ancak öğrenciler konuyu açınca- Eski Sovyetler birliği coğrafyasında çok çok çok önemli bir gün niyeyse, bilmiyorum- güzel bir tartışma ortamı doğdu.

‘’Türkçe Kursuna Öğretmen Alımı’’ Konulu İş Görüşmesi

Ben akla ziyan cevaplar veren bir Türkçe öğretmeni adayı oldum, öğrenciler kurs sahibi. Benimle işe alım görüşmesi yaptılar.

Bu iş görüşmeden sonra CV yazma, beden dili, kişisel imaj sularında gezindik biraz.

Okuma Tiyatrosu

Elimde A1 kuru için sadeleştirdiğim bazı edebi metinler var. Aslında bu metinleri ara tatilinin başlangıcında yani A1 kurunun bitiminde bütün öğrencilere word dosyası olarak göndermiştim. Ancak baktım ki çoğu tamamını okumamış. Metinlerin fotokopilerini öğrencilere dağıttım ve başladım okumaya. Bir sükse yapmışım, anlatamam. Öğrenciler afalladılar çünkü ilk defa uzunca bir Türkçe edebi doğru bir okumayla dinlediler, Türkçe’nin sesini fark ettiler, ritmini hissettiler. Bu çok hoşlarına gitti dahası evde okuduklarında anlamadıkları metni anlayabildiler: ‘’Ama ben evde okudum, ama böyle anlamadım!’’ cümlesini duydum çokça.

Şimdi ikinci aşamaya geçtim, aynı metni öğrenciler okuyorlar, karakterleri onlar canlandırıyorlar.

Son olarak şunu ifade etmek isterim ki bu ay sadece Yeterlilik Kipi’ni öğrettim yeni konu babından. Amaaaa, yukarıdaki çalışmalarda hem Yeterlilik Kipi’ni hem de A1’in dilbilgisi konularını tepe tepe kullandırdım öğrencilere.

Ufuk açık, hava mutedil, görüş mesafesi umut verici hasılı kelam.