Bir araştırma sonucuna göre ilk ve orta öğretimdeki öğretmenler, ders sırasında öğrencilere pek çok soru soruyorlar ancak soruların yüzde doksanının cevabı ezberlenen bilgilerden ibaret.

Bu ne demek?

‘’Sorulan sorular ezberin pekiştirilmesine hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor’’ demek.

Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yaparken bizler de ilk ve orta öğretim öğretmenlerinin yaptığı hatayı yapıyoruz. Ders kitaplarının ekseninden çıkamadığımız için öğrencilere sorduğumuz sorular –dinleme, anlama, konuşma, yazma becerilerine ilişkin tüm sorular-  ezber soruları.

Ezberleri bozmak gerek!

Niçin?

Çünkü iyi sorular düşünmeyi başlatır. Düşünen bir öğrenci konuşur, yazar. Diğer öğrencileri dinler çünkü kendi düşüncesini onların düşünceleriyle karşılaştırmak, aradaki benzerlikleri ve farkı görmek, bu yolla bulunduğu konumunu saptamak ister.

Öğrencilere eğlenceli, yaratıcı, etkileyici sorular sormalıyız. Dinlemeleri, konuşmaları, yazmaları için ellerine malzeme vermeliyiz. Düşünmeye teşvik etmeliyiz.

Farklı soru sorma yöntemleri kullanabiliriz. Öğrencilerimizden sıra dışı bağlantılar kurmalarını ya da benzerler ve farklılar arasında karşılaştırmalar yapmalarını isteyebiliriz. Onlara ‘’Nedir?’’ yerine ‘’Neden?’’ diye sorabiliriz.

Farklı tekniklerde sorular sorabiliriz: Parçaları düşünme üzerinde pratik yapma, rol yapma, açık uçlu problemleri çözme, hayal gücünü genişletme gibi.

Bana sorarsanız, ''soru sorma tabanlı yaratıcı konuşma ve yazma uygulamalarına girişmeden önce sorma yöntemleri ve teknikleri üzerine okumalar yapın'' derim. Üzerinde yürüyeceğiniz zemini tanımak için.

İnsanın düşüncelerini sözlü veya yazılı olarak ifade etmesi hassas bir haldir. Hele bir de yabancı dilde olursa fevkalade hassastır. Küçümsendiğinde, eleştirildiğinde, ilgiyle dinlenmediğinde tuzla buz olur. Bu vesiyle bir kez daha hatırlatmak isterim ki öğrencinin kendini rahatça ifade edebileceği bir sınıf atmosferi oluşturmakla başlar her şey.

Yaratıcı konuşma ve yazma uygulamaları için bu dönem kullandığım soruları yazıyorum, fikir vermesi açısından.

Biz de ayılar gibi kış uykusuna yatsak ne olur? 

Sabah yatıp akşam kalksak hayat nasıl olur?

Farz edelim, sen uçabiliyorsun. Nereye uçarsın? Niçin?

Okul ile bir ağaç arasındaki benzerlikler nelerdir?

Hayat ne gibidir –neye benzer-? Niçin?  

Bir defteri yazmak haricinde ne için kullanabiliriz? Bir defterle başka neler yapabiliriz?

Birisi, bir tavada patates kızarttı. Sen de bu tavada bir dilim patatessin. Patatesler bir tabağa alındı ve sofraya götürüldü ancak sen tavanın dibine yapışıp kaldın. Ne hissedersin? Ne düşünürsün?

Sen küçük bir kâğıt uçurtmasın. Gökyüzünde keyifle uçuyorsun ama birden korkunç fırtına patlıyor. Ne hissedersin? Ne düşünürsün?

Sen kırık bir kurşun kalemsin. Anlat bize neler hissediyorsun, neler düşünüyorsun?

Sen sıcak fırında pişen bir elmalı keksin. Anlat bize neler hissediyorsun, neler düşünüyorsun?

Bir sabah uyandın, baktın herkes Çince konuşuyor. Ne hissedersin? Ne düşünürsün?

Bir sabah otobüs durağına gittin. Yanına bir köpek geldi ve sana: ‘’Günaydın!’’ dedi. Ne cevap verirsin?

‘’Bunlar işime yaramaz, ben A1 okutuyorum’’ diye düşünme sayın hocam, bunların hepsini A1'de sordum zaten!