Bazı öğretmenlerin fazlasıyla ansiklopedik bilgisi vardır, bundan saklamadıkları bir gurur duyarlar.

Hatta  saklamak şöyle dursun her fırsatta ortama boca ederler.

Benim gibi ezber ve dipnot fakiri öğretmenler için şaşılası bir haldir bu. Niye böyledirler?  Gerçekten anlayamamışımdır aslında anlayabilecek kadar da yanlarında durmadım hiç, aklımı  seveyim.
Bu zevat, şu üç tırnak arasında eş kenar bir üçgen çizip durur çalışma hayatları boyunca.
1)‘’Yaşasın, şahane bilgilerim!’’
2)’’Öğretmek, anlatmaktır o halde şahane bilgilerimi anlatayım’’
3)’’Yaa arkadaş, anlatıyorum anlatıyorum, anlamıyor bunlar!’’

Ben şuna inanmışımdır hep -özellikle de yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yaparken-; öğrencilerimize en üstün bilgiyi değil, mükemmel öğrenme deneyimini yaşatmakla en yüksek verimi elde edebiliriz.

Tahta başına geçip ansiklopedik bilgileri ardı ardına sıralamakla uzaktan yakından bir ilgisi olmayan bu yaklaşım, öğretme işinde olumlu değişiklikler yapacak yeni yollar bulmayı sürekli bir davranış haline getirmektir.


Öğretebilmek bir sonuçtur, tüm sonuçların sebepleri vardır. Aynı sebepleri tekrar ettiğimizda aynı sonuçları alırız bu yüzden daha iyi öğretebilmek için farklı sebepleri aramalı ve uygulamalıyız.

Yeri gelmişken belirteyim; öğretmenlerin mevcut bilgilerini kırk beş günde bir yenilenmesi gerekiyormuş ve de yılda 200 saat kişisel gelişim ve eğitim çalışma katılması. Araştırmaların yalancısıyım valla ben de, öyle diyorlar.

Yeni bir öğretim yılı başlamak üzere. Başlamadan önce oturup geçen yılın muhasebesini yapmakta, elimizde neler olduğunu görmekte fayda var.

İşinizi kolaylaştırmak adına uyum ve uygulama becerilerinize ait bazı sorular servis ediyorum. Cep telefonunu kapatarak sakin bir köşeye çekilip düşünmek de sizden olsun.

Geçen öğretim yılında:

Her ders günü evden çıkmadan yıkanıp, dişlerimi fırçalayıp, çalışma ortamına uygun giyinip işe gittim mi?

Sağlığıma dikkat ettim mi yoksa geçmeyen bir griple, yıl boyu aksır tıksır mı ders anlattım?

Ses tonumu ve beden dilimi etkili bir şekilde kullandım mı?

Kendimi öğrencilerimin yerine koyduğum oldu mu hiç?

Öğrencilerimin düşüncelerini hangi yollarla öğrendim? Onların fikirlerini alıp ortak akıl yaratabildim mi sınıfta?

Kendi motivasyonumla öğrencilerimi etkilediğim ve çalışmaya teşvik ettiğim durumlar oldu mu?

Hangi tarzdaki öğrencilerle çalışırken zorlandım? Bu tür durumlarla nasıl başa çıktım?

Sınıfta sinirime hâkim olamadığım bir durum oldu mu?

Yaptığım öğretimin kalitesini ölçmek için sınavlar haricinde ne tür yöntemler kullandım?

‘’Yanlış yaptım’’olarak niteleyebileceğim bir icraatım var mı?

Ne gibi kişisel tatminler sınıftaki amaçlarıma ulaşmamı destekledi?

Üstlerimden / çalışma arkadaşlarımdan istediğim ve gerekli olan desteği almadığımı hissettiğim zamanlar oldu mu? Olduysa ne yaptım?

Kalabalık veya önemli bir dinleyici kitlesine yaptığım bir konuşma veya sunum var mı?

Çalıştığım kurumun geliştirilmesi için verdiğim işe yarar öneriler oldu mu?

Yaratıcılığımı etkin olarak kullandığım bir durum oldu mu?

Daha önce uygulamadığım özel öğretim yöntemlerinden faydalandım mı? Yeni öğretim biçimleri denedim mi?

Zümre arkadaşlarımdan farklı neler yaptım?

Genelde yabancı dil öğretimi ve özelde yabancılara Türkçe öğretimine dair yeni neler öğrendim?

Kendimi geliştirmek için ne tür eğitim programlarına katıldım?

Öğrencilerimle, zümre arkadaşlarımla, üstlerimle ve astlarımla iletişimime yüz üzerinden kaç veririm?