Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi artık bir sektör haline gelmeye başladı. Bu yeni sektörde özel derslerin küçümsenemeyecek bir payı var.

Bu yazıda, yabancılar için özel Türkçe derslerine dair deneyimlerimi paylaşmak istiyorum çünkü genç arkadaşların bu konuyla yakından ilgilendiklerini fark ediyorum.

Yakından ilgileniyorlar çünkü ilk bakışta çok cazip. Basit bir iki toplama çıkarma işleminden sonra ‘’E, beş özel ders öğrencim olsa hiç gidip …..’da çalışamama gerek kalmaz!’’ sonucuna varıyorlar. 

 ‘’Evdeki hesap çarşıya uymaz’’ demiyorum bu işlem hatası yapan arkadaşlara, herkesin deneyip görme hakkı var neticede ama şu da var; her şeyi bizzat deneyimlemek yerine başkalarının deneyimlerinden kendisine pay çıkarabilir akıllı bir insan, zaten ben de onlar için yazıyorum bu yazıyı.

Kendi adıma konuşacak olursam aslında ben sınıf derslerini tercih ederim. Daha hareketli, daha neşeli, daha verimli çünkü etkileşim daha fazla. Öğrenciler sadece benden değil birbirlerinden de öğreniyorlar. Sosyal bir ortamda sosyal ilişkiler kurarak daha çok motive oluyorlar derse.

Hâlbuki özel derste bütün yük öğretmende. Gerçekten kişiye özel bir program yapıp uygulamak, daha fazla çaba harcamak gerekiyor. Özel derste her öğrenci için aynı program, aynı zamanlama, aynı yöntem ve tekniklerler işe yaramaz. Gelen özel ders öğrencisini elde tutamamanın, birkaç ders sonra kaçırmanın birincil sebebi budur.

Hemen şunu belirteyim moraller dibe vurmadan. Yetişkin öğretiminde, sınıf dersleri için %20 civarında bir öğrenci kaybı normaldir. Yetişkinlerin tek işi -örgün öğretim öğrencileri gibi- derse gitmek değil. Enerjileri daha az, öğrenme yetileri sınırlanmış, ailevi sorumlulukları var, aynı zamanda çalışıyorlar, kronik sağlık sorunları olabilir diye uzar gider liste. Bana soracak olursanız yetişkinler yine çok iyiler örgün öğretim öğrencilerine göre. Veli korkusu ve baskısı olmasa okullarda yüzde kaç öğrenci kalır acaba? Asıl söylemek istediğime gelirsem sınıftaki %20 kayıp oranı özel derste artar, bu konuda bir istatistiğe rastlamadım ama benim görüşüme göre %35-40 civarındadır. Özetle ağzınızla kuş da tutsanız özel derse gelen yetişkinlerin %40’ı kısa bir süre sonra dersi bırakacaktır. Öğrenci pat diye dersi bırakırsa bir öz eleştiri yapın ama haksızlık da etmeyin kendinize, sizin dışınızda pek çok sebep var, bu sebepleri göz ardı etmeyin.

 

 

Bu noktada ‘’Peki, proaktif davranılamaz mı bu öğrenci kayıplarını önlemek için?’’ sorusu sorulabilir. İyi bir soru. Kendi uygulamalarımdan yola çıkarak şöyle cevaplayayım. 

Ben kaçmaya meyilli öğrenciyi en baştan kabul etmem, onun için çok az öğrenci kaybım olur özel derste. Bundan özel ders öğrencimin az olduğu anlamı da çıkar ki doğrudur. Az ve öz hesabıyla çalışmayı seviyorum.

Bir öğrencinin kalıcı mı yoksa gidici mi olduğu gayet kolay anlaşılır çünkü her şey gibi öğrenmek de bir organize olmak meselesidir. Bu organizasyon önce zihinde başlar ve biter. Hiç Türkçe bilmediğini ya da çok az bildiğini söyleyen bir öğrenci haftada 2 veya 4 veya 6 saatlik bir ders programıyla Türkçe öğrenmek istediğini söylüyorsa bunun olamayacağı kendisine açıkça söylenmelidir. Ben söylüyorum çünkü böyle bir becerim yok, bunu yapamam.

Haftada iki saat Türkçe dersi ya konuşma kulübü şeklinde olur A2’den itibaren bütün kurlarda ya da C1’de mevcut dil kazanımını koruma amaçlı tekrar dersleri şeklinde olabilir.

Haftada 4 ya da 6 saaatlik bir program ancak B1 veya B2’de sonuca götürür.

A1 ve A2’de haftada en az 12 saat ders almalıdır öğrenci. 12 saati nereden bulduğum merak edilirse, Türkçe kursları – ciddi olanları tabii- günde 6 saat, haftada 24 saat üzerinden A1 ve A2 kurlarını verir. Özel derste, haftada 24 saatlik  sınıf programını 12 saatte bir öğrenciye aktarabilirsiniz rahatlıkla. ‘’Bu kadar zamanım yok’’ diyorsa zaten kafasındaki öğrenme organizasyonu hatalıdır. Hangi dil haftada 2 ve ya 4 saatle öğrenilebilir? Öğrenci hesabı yanlış yapmıştır, kendisine söylenmelidir.

‘’Özel ders için ayıracak bu kadar param yok’’ derse öğrenci haklıdır bu yüzden A1 ve A2 için öğrenciye ders saati hesabı yapılmamalı, kur sistemi üzerinden ücretlendirme yapılmalıdır. Bu hem öğrenci hem öğretmen için uygun olur.

‘’Özel Türkçe dersinin ücretlendirme politikası nasıl olmalı?’’ sorusuna cevap olarak ‘’Kesinlikle ucuzcu olmamalı’’ derim. Faydasızdır çünkü. Sürümden kazanmak diye bir şey olmaz bu alanda. Üç beş ders gelip giden bir sürü öğrenci yerine aylarca devamlı gelen bir öğrenciyi tercih ederim şahsen. Enerjimi ve zamanımı boşa harcamamak açısından.

Bir öneride bulunmak isterim ücret tahsili konusunda. Zor bir uygulama ancak ben bu şekilde çalışıyorum. Ders ücretini bir kur için yahut bir ay için peşin alın. Aksi takdirde misafir geldi, çocuk hastalandı, elektirikler kesildi gibi bahanelerle ders ertelelemelerinin sonu gelmez. Yabancılar da yalan söyler, tembellik yapar, kaprisli davranır. Ücreti peşin tahsil etmek öğrenciyi disipline eder ve devamlılığı sağlar. Gayet radikal bir proaktif uygulamadır, ‘’Aklımı ve kararlılığımı seveyim’’ diyorum kendi kendime.

‘’Öğrenci nasıl bulunur?’’ can alıcı sorudur ve özel dersin belki de en zor yanıdır. ‘’Sabır işidir’’ kısa ve doğru bir cevap ama kimse bu cevaptan pek hoşlanmıyor. Hoşlanın veya hoşlanmayın, gerçek bu. Bugün özel ders vermeye başlasanız, tatmin edici bir öğrenci portföyüne ulaşmanız en iyi ihtimalle birkaç yıl sürer.

‘’Reklam versem, kısa sürede çok öğrencim olur mu?’’ Maalesef bu soruya ‘’Hayır’’ diyeceğim. Özel ders için genel reklamlara inanmıyorum. Havaya ateş açmak gibi bir şey. Odaksız bir faaliyet. Ama hedef seçip nişan alabilirsiniz. Örneğin yabancı personel çalıştıran kurumlara tanıtım yapılabilir ve teklif götürülebilir. Konuyla ilgili karar verme yetkisine sahip kişiler ulaşabilirseniz ve kendinizi iyi ifade edebilirseniz, sonuç verebilir.

Kişilere ulaşmak içinse en iyi reklam, eldeki öğrencidir. Her öğrenciniz size yeni bir öğrenci getirmeli. Kulaktan kulağa reklam kısacası. Günü birlik düşünmeyin, siz bu işi yıllar boyunca yapacaksınız. Bir zaman sonra hiç uğraşmayacaksınız, insanlar sizi arayacak, müşteri memnuniyeti sağlarsanız. Özel derste öğrenci, müşteridir, hatırlatmak isterim.

Uzun bir yazı oldu ama özel dersi anlatmanın ‘’kral yolu’’ yok, anca toparladım. Faydalı olur umarım.