Meslek hayatım boyunca pek çok kurumda çalıştım yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yapan ve maalesef hiçbirinde kurumsallıklarına yaraşır bir tuvalet ve kantin görmedim, göremedim.

Bu bir tesadüf mü?

Kesinlikle değil.

Öyleyse ne?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki temiz tuvalet ve kantin sorunsalı yalnızca Türkçe öğretimi yapan kurumlara özgü değil.

Kurumundan yanına yaklaşılmayan nice büyük kurumlarda da aynı sorunsala şahit oldum. Botanik bahçesi konseptindeki parfüm kokulu 250 metre karelik kurucu müdür ofisinin hemen alt katındaki personel tuvaleti girilemez durumdadır mesela ama bu beni ilgilendirmiyor, baksınlar başlarının çaresine ya da bakmasınlar kalsınlar öyle.

Gel gelelim söz konusu yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yapan kurumlar olunca  ‘’bana ne!’’ deyip de geçemiyorum. Kesinlikle aşılması gereken bir sorunsal olarak görüyorum bu durumu.

‘’Öyleyse ne?’’ sorusuna dönebilirim sanırım gelmesi olası bu ilk itirazı savuşturduktan sonra.

Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi yapan bir kurum farklı ünitelerden oluşur: Sınıflar, koridorlar, öğretmenler odası, kütüphane gibi.

Tuvalet ve kantin, bu farklı üniteler içinde her zaman en çok ihmal edilendir. Diğer ünitelerden arta kalan bir yerlere sıkıştırılır ya da sığdırılır.

Hiçbir zaman öğretim ve eğitimin önemli bir ünitesi olarak görülüp değerlendirilmez. Bir parçası oldukları kurumun diğer ünitelerinin kaderini etkiledikleri düşünülmez.

Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yapan kurumun misyon ve vizyonuna dair sırrı ortaya koyabilecek güçte oldukları fark edilmez.

‘’Vizyon ve misyon bi’ burada eksikti, o da tamam oldu!’’ diye düşünmeyin lütfen, bence ilk defa bu kadar anlamlı bir şekilde kullanıldı bu kavramlar çünkü öğrenciler; tuvalet ve kantin üzerinden kurumun neleri dert ettiğini, nelere dikkat ettiğini gözlemleyip kendilerine yönelik öğretim ve eğitim anlayışını tanımlar, ölçüp biçerler.

Hiç sevmediğim bir büyük elçi,  çok sevdiğim şu cümleyi sarf etmişti: ’’Bir kuruma gidince mutlaka tuvaletlerini görmek isterim, tuvaletler her şeyi anlatır bütün söylenenlerin ötesinde.’’

Gerçekten de herkesin mecbur olunca gittiği ve işini tamamlayınca hemen terk ettiği mekanlar olarak tuvaletlerin temizlik durumu, aydınlatması, havalandırması, tuvaletlerde kullanıma sunulan temizlik malzemeleri ve kalitesi çok önemli kurumsal göstergelerdir.

Temiz, aydınlık, havadar, temizlik malzemeleri kaliteli ve bol bir tuvalet; insan bedenine verilen değerin gösterir. -Bedenimiz değerlidir çünkü ruhumuzu barındırır.-

Temiz, aydınlık, havadar, temizlik malzemeleri kaliteli ve bol bir tuvalet; kurumun bütünlük algısının kanıtıdır, hiçbir ayrıntının atlanmadığını gösterir.

 

 

Gelelim kantinlere. Bir şeyler atıştırılıp kağıdının masaya fırlatıldığı yerler olmanın ötesinde başka anlamlar barındırır. Şöyle ki:

İlk olarak, öğretmen de öğrenci de karnını kantinde doyurur. Yeme-içme kültürü, milli kültürün azımsanmayacak bir parçasıdır. Bu açıdan kantinlere baktığımda utanmışımdır hep.

Kantinler ucuz ve pratik olmak zorundadır, tamam. Evrensel kabul görmüş yiyecek ve içecekler olmalıdır kantinde, tamam.

Tamam, da bunca zengin Türk mutfağından birkaç uyarlama olsun yapılamaz mı kantinler için? Merak ediyorum, şimdiye kadar hiç bir Türkçe öğretim kurumunun ‘’Ne yapsak da Türk mutfağı tipi bir kantin oluştursak’’ gibi bir tasarım derdi olmuş mudur? Olmamışsa niçin olmamıştır?

İkinci olarak, kantinler önemli etkileşim alanlarıdır. Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretmeninin öğrencileriyle sınıf dışı ortamlarda da iletişim kurması zorunludur. Kantin bunun için en uygun sınıf dışı mekândır. Aynı uygunluk öğrencilerin kendi aralarındaki iletişim için de geçerlidir.

Öğrenci ve öğretmenin rahatça oturup sohbet etmesine izin verecek genişlikte, ferahlıkta, konforda olmalıdır kantinler.

Bir de tabii temizlik personelinin ve kantin çalışanlarının imajı konusu var. Eski Türk filmlerindeki karakter oyuncuları gibidir onlar, başrol oyuncularının bütün eksikliklerini kapatırlar. Öğrenci en çok onlarla muhataptır ve kurumun öğrenciyle olan iletişimi onlarla başlar. Bu yüzden hizmet içi eğitimden geçirilip yeni bir imaja kavuşturulmalılar.

Toparlayacak olursam, dil öğretimini kültür aktarımı olmaksızın düşünemediğimize göre mevcut tuvaletler ve kantinlerle nasıl bir kültür aktarımında bulunuyoruz?

Düşünelim bence.

Düşündüğümüzde tuvaletlerin ve kantinlerin, bir kurumun işini önemseyerek yapma bilincinin en önemli göstergeleri olduğunu göreceğiz.