Uzun süredir yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimine dair her şeyin yer aldığı büyük resmi görmek arzusundayım. 

Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi, tam olarak neleri kapsar?  Olan -daha doğrusu olması gereken- parçalar bir araya geldiğinde ortaya nasıl bir bütün çıkar?

İşimi yaparken peşinde olduğum “kendini gerçekleştirme ve uzmanlık doyumu hali”nin inşası ve devamlılığı ancak alanın doğal sınırları içinde mümkün. O zaman “Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretiminin doğal sınırları nereye kadar uzanıyor?” diye sorarım yani…

Sorumu da kendim cevaplarım, her zamanki gibi. Hak bellediğimiz yolda yalnız yalnız gidiyoruz işte!

Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretiminde amacımız ve gelecek anlayışımız nedir? Bu, alanın üstünde şekilleneceği zemin. Bu iki bileşenin tanımı ve kapsamı aynı zamanda alanın kaderi.

Hür maviliğin bittiği son hadde kadar geniş bir ufuk görüşü yakalayacağım bir zaman dilimine öteliyorum yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimine dair amaç ve gelecek anlayışımı yazmayı ve diğer bileşenlere geçiyorum. Detaya girmeyeceğim fakat. Önümüzdeki üç yılın konusu olarak yazılmayı bekleyecekler çaresiz.

Bir not daha düşmem gerekiyor alanın diğer bileşenlerine geçmeden önce. “İstiyorum ki… “ şeklinde başladım tanımlamalara mecburen çünkü pratikte mevcut değiller hatta ve maalesef alanın köşe başlarını tutmuşların teorilerinde bile değiller. Acaba teorileri var mı ki onların?! 

İstiyorum ki içinde yer alan yazıların en az beş sene geçerliliğini yitirmeyeceği, ufuk açan bir “Türkçe Öğretimi Dergisi” olsun.

İstiyorum ki Türkçe öğretimine özel bir radyo ve televizyon olsun Türkçe’nin lehçe, şivelerini de kapsayan.

İstiyorum ki yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yapan öğretmenler yılda bir kere bir araya gelsin, olumlu-olumsuz deneyimlerini paylaşsın. Paylaşılanlar kayıt altına alınsın. Bilimsel araştırmalara, alana ait geliştirilecek devlet politikalarına, alana yatırım yapmak isteyen girişimcilere gerçek veriler sunsun, ilham versin.

İstiyorum ki yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi için beyin fırtınaları yapacak bir “Türkçe Düşünce Kuruluşu” –think/tank- olsun.

İstiyorum ki mimarisinden dekorasyonuna, hijyen şartlarından çalışacak personelin vasıflarına, farklı birimlerinin donanımından konuşlanacağı mekana kadar standartları belirlenmiş “Türk Kültür Evleri” olsun dünyanın her yerinde.

İstiyorum ki yabancı bir dil olarak Türkçe öğretiminde kültür aktarımının önemi anlaşılsın, “Türk Kültürü” adına neleri, nasıl bir içerikte aktaracağımız saptan samandan, tozdan dumandan ayrılarak tasarlansın.

İstiyorum ki yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi ve kültür aktarımı için materyaller tasarlayacak uzman ekiplerin çalıştığı ar-ge merkezleri olsun, bu merkezlerde üretilenlerin satılacağı satış merkezleri olsun dünya haritasının üstünde rengarenk noktacıklar şeklinde görülen. Amozon’u hasedinden çatlatacak sanal mağazası da olsun her dilde.

İstiyorum ki “E-Türkçe Öğretimi” internet üzerinden yapılan öğretim faaliyetlerinde ekol olsun, model oluştursun.

İstiyorum ki yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi müfredatı hazırlansın. Lehçe olarak, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarına yönelik olarak, genel ve özel ihtiyaçlara yönelik olarak ayrı ayrı öğretim programları tasarlansın Avrupa Konseyi Yabancı Diller Öğretimi Ortak Ölçütleri de dikkate alınarak.

İstiyorum ki alana özel tasarlanmış, işlevsel birimlere sahip mekanlarda yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yapılsın. 

İstiyorum ki yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yapmak için yapacak etkin öğretmenler yetiştirilsin. Öğretmenler özel öğretim yöntemleri, materyal tasarımı, zaman ve sınıf yönetimi, ölçme-değerleme, kişisel gelişim, profesyonel yaşam becerileri hakkında hizmet içi eğitimlerle desteklensin, zümre işbirliği mantığı yerleştirilsin.  

Ve bazen de istiyorum ki sınırları bu kadar geniş, boş, başı boş bu alanı bırakayım. Kışları ılıman, yazları sıcak bir iklime yerleşeyim. Asma yaprağında karamelize soğanlı sardalya falan yapmayı deneyeyim, bana iş mi yok?!