Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretiminde, materyal tasarlama alanında mutlak surette takım çalışmalarına yoğunlaşmak gerekiyor.  

Öğretilebilir Türkçe ancak bu bomboş alanın doldurulmasıyla mümkün.

Alan engin, vakit de dar hatta geçmiş olunca bireysel çabalar yetersiz kalıyor doğal olarak. Acilen ortak aklı uygulamaya koymak lazım. Gelgelelim herkesin kendi işinin patronu olmak arzusu bu alana da sirayet ediyor oysa hiçbirimiz, hepimiz kadar akıllı değiliz.

Takım ruhu yakalandığında ve devam ettirilebildiğinde hızlı, pratik, çizgisel değil katlanarak büyüyen bir doğaya sahiptir. Az zamanda çok ve büyük işler yapılabilir.

Bu ağır konuya, eğlenceli bir bakış açısıyla yaklaşmayı denemek istiyordum. Film repliklerinin iyi bir çıkış noktası olabileceği geldi derken aklıma ve takım ruhunun şifreleri sökün etti bir bir.

-Seni seviyorum Nalan!

-Gerçekten mi?

Samimi olun öncelikle. 

Tatsız tutsuz her ders sonrasında öğretmenler odasına uğrayıp stresinizi diğer öğretmenlere aktarıp hafifledikten sonra bir sonraki derse kadar özgür olmanın avuntusuyla eve doğru yola çıkıyorsanız henüz takım çalışması kıvamına gelmemişsiniz demektir.

Materyal eksikliğine yönelik eleştirileriniz, samimi bir iç gerileme kavuşmadan takım çalışması olmaz. 

-Kanun namına olaya el koyuyorum!

Şikayet etmekten vaz geçip diğerleriyle iş birliği yaparak sorunu çözme kararlılığına ulaştığımız noktadır bu.

-Bi dinle, bi dinle Ferit, yanlış anladın, her şeyi açıklayabilirim!

-Naaayır! Sus artık!

Takım çalışması yaparken:

Dinlemek gerekir.

Tartışmak gerekir.

Sorgulamak gerekir.

Herkes fikrini özgürce açıkladığında diğerlerinin yargılarından korkmaksızın, sonuca götürecek başka fikirler gelişebilir. Daha açıkçası iyi bir fikir geliştirmenin yolu, pek çok fikir  geliştirmektir.

Sonuca götürecek başka fikirlerde buluşana kadar da tartışmak gerekir.

Tartışırken de sorular sormak, kendimizi ve takım arkadaşlarımızı düşünmeye zorlamak önemlidir.

-Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da!

• İkna etmek gerekir.

• Saygı duymak gerekir.

• Yardım etmek gerekir.

• Paylaşmak gerekir.

• Katılım göstermek gerekir.

• İletişim kurmak gerekir.

Fikirlerimizi savunmaya hazır olduğumuz kadar gözden geçirmeye de hazır olmalıyız.

Takım arkadaşlarımızın fikirlerini saygıyla karşılamalı, bize yardım edilmesini istediğimiz gibi biz de diğerlerine yardım etmeliyiz.

Bir takımda herkes kendi egosunu takip ediyorsa orada takım ruhu yok demektir. Çünkü takım ruhu; yardımlaşma, paylaşma, katılımla eş anlamlıdır.

Elbette tüm bunlar ancak sağlıklı bir iletişim ortamında şekillenebilir.

-Yumurtaya can veren Rabbim, yeşil biberi neden yarattın?!

Takım çalışması yaparken doğru soruları sormayı öğrenmek gerekir.

Aydınlatıcı olan cevaplar değil, sorulardır.

Takımlar 5N / 1K tekniği üzerinde uzmanlaşmalıdır.

-Aman Tanrım! Kör oldum! Göremiyorum!

Takımın hedefini ve amacını belirlemezseniz,

Takım içinde görevleri dağıtmazsanız,

Takım çalışmasını engelleyen durumların tespit edip ve bunların üstesinden gelmezseniz, asgarisinden gerilimi azaltmazsanız, yolunuzu kaybedersiniz. Takım hedeflerinden uzaklaşıp dağılır ya da takım çalışması anlamsız bir angaryaya dönüşür.

-Pembe panjurlu bir evimiz olacak mı?

Ruhunu bulmuş bir takım; güçlü ve zayıf  yönlerini farkındadır. Güçlü yönleri daha da güçlendirmek, zayıf yönlerini ise kuvvetlendirmek için çözümler üretir. Ürettiği çözümleri uygulamaya  koyar. Sonra dönüp uygulamalarını tekrar değerlendirir.

Yapraklar ağaçlardan nasıl çıkıyorsa ruhunu bulmuş bir takım da öyle yapılanır ve üretir.