Sermin Hocam, eşinin artık eve sığmayan kütüphanesini hafifletirken benim payıma da birkaç kitap düştü. Bir tanesi çok ilginç. Adı “Muvaffakiyet”.

Maalesef 95 sayfadan ibaret bu küçük kitabın künyesini veremiyorum. Çünkü -tahminim- orijinal baskısı eskiyince kitap tekrar ciltlenmiş. Cilt, mavi desenli güzel bir el işçiliği. Ancak bu yeniden ciltlemede usta, kitabın künyesini almamış dolayısıyla nerede, ne zaman, hangi yayınevi tarafından basıldığı meçhul neyse ki içindeki bazı ilanlardan 1950 yılında basıldığını anladım.

İngilizceden çeviri bu kitabın, günümüz kariyer kitaplarının ilk örneklerinden olabileceğini düşünüyorum ülkemiz adına.

“İçerdiği bilgiler geçerliliğini ya da güncelliğini kaybetmemiş mi?” derseniz, hayır. Hala aynı minvalde şeyler söylenip yazılıyor sadece kitabın üslubu daha nahif ve samimi, bu da bence anlatılanlara ayrı bir tat katıyor.

Kitaptan bölümler yayınlayacağım zaman içerisinde. Türkçesi, 70 yıl önceki Türkçe ve çok güzel, dokunmaya kıyamam bu yüzden hiç sadeleştirme yapmayacağım, aynen yazıp yayınlayacağım. Anlayamadığınız yerlerde online TDK sözlüğüne başvurursunuz bir zahmet ya da okumayı bırakırsınız.

Başlayalım. Bugün yazacağım bölüm, iş yaşamında kılık-kıyafetin önemine dair.

İş hayatında; fark edilmek, insanlar üzerinde olumlu etki bırakmak için modayı ya da başkalarını körü körüne taklit etmekten kaçınarak kendi tarzınızı bulmak hakkında. Vurgu, sadeliğe. Sadeliğin güzelliğine…

ELBİSE İNSANA NELER KAZANDIRMAZ Kİ

“Başkalarına Kendinizi Nasıl Satabilirsiniz?” muharriri aşağıdaki tavsiyeleri ile sizi, şahsiyetinizi muvaffakiyete doğru sevk etmeye yardım edecektir.

                                                                                 Yazan: Elmer Wheeler

Bir arkadaşım var: Meşhur moda ressamı ve model mütehassısı, Toby Coburn. Giyim-kuşamın ruh üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor: “Elbise şahsiyetin bir parçasıdır. Nasıl insan kendisinde manevi ve bedeni kuvvet bakımından bir üstünlük veya meziyet görünce nefsine itimadı artarsa temiz pak giyindiği zaman da şahsiyetinde bir başkalık, bir tamamlık hisseder.”

Bir arkadaşım daha var. Muvaffak bir iş adamı. O da şöyle diyor: "Yanımda çalışanlarda en fazla dikkat ettiğim şey, giyimleridir. Kılıksız birini gördüm mü iyi giyinmesini, kendine çekidüzen vermesini tenbih ediyorum. Hatta icap ederse avans verip yeni bir elbise yaptırtıyorum. Bunun kendisine de bizim işimize de faydası olduğu muhakkak. Temiz pak giyinen ve herkesten saygı gören insanın çalışma ve iyi iş görme arzusu artıyor."

Elbisenin rengi ve biçimi de ruh üzerinde mühim tesir icra eder. Mahpuslara aynı renk ve biçimde elbise giydirilmesi onların şahsiyetini ortadan kaldırmak, hepsini aynı şekilde düşünür hale getirmek içindir. Tetkikler göstermiştir ki sivil elbiseleri ile bulunan mahpuslar arasında kaçma teşebbüsü, hapishane esvabı giyen mahpuslardan daha fazladır.

Hitler’le Mussolini, elbisenin ruh üzerindeki tesirini çok iyi bilen kimselerdi. Hitler’in hücum kıtaları mensuplarına hâkî, Mussolini’nin de emrindeki faşistlere kara gömlek giydirmesi onların şahsiyetlerini ortadan kaldırmak, hepsini ferdi his ve düşüncelerinden uzaklaştırıp kendi iradesi ve tahakkümü altına almak, ayrıca onlara “Biz halktan üstünüz” “Herkesten başkayız” hissini vermek içindi.

Dikkat edin, karşınızdaki adam üzerinizde iyi bir tesir bıraktıysa bunun mühim bir kısmı, giyinişinden ileri gelmiştir. Fakat yanlış anlamayın, o adamın giyinişi belki “zengin işi” değildir. Nice zenginler vardır ki ne giysiler üzerlerinden kaçar. Nice fakir kimselere rastlarız ki dikimi ve biçimi bozuk olan elbiselerinden asalet akar.

İşte “giyimde şahsiyet” dediğimiz şey budur. Üzerimizde iyi intiba bırakan fakir; iddiasız, sade fakat temiz giyinmiştir. Kötü tesir bırakan zengin ise en pahalı kumaşlara sarınmış olduğu halde hiçbir netice elde edememiştir.

Burada sözlerime Shakespeare’in, “Hamlet” piyesinde, Polonius’un oğluna hitaben söylettiği şu mısralarla son vermek isterim.

Kesen elverdiği kadar pahalı olsun elbisen,

Fakat süslü değil.

Gösterişli olsun,

Fakat sakın ha züppe değil.

Zira unutma ki esvaptır insanı gösteren.