Bizim odanın önünden geçerken açık kapıdan içeriye saklamadığı bir merakla bakan yan odanın refakatçisi, yaşlanmış bir taş bebek gibiydi ve geride kalmış güzelliği insana hüzün veriyordu.

Hafif bir baş selamlaşmasından ibaretti aramızdaki iletişim. Birkaç gün sonra aniden kapının eşiğinde durdu ve anneme:’’ Allah aşkına siz ne anlatıyorsunuz durmadan kızınıza, kızınız sizi nasıl böyle dinliyor? Kızım beni asla böyle dinlemez!’’ deyiverdi.

Hayret etmekte haksız sayılmazdı aslında. Odamızın önünden her geçişinde gördüğü manzara, hasta bir genç kızın yatağının kenarına ilişmiş anneyi büyük bir ilgiyle dinliyor olmasıydı. Bir anne anlatacak bu kadar şeyi nereden buluyordu? Peki ya kızı, hiç sıkılmıyor muydu annenin anlattıklarından?

Hayır, hiç sıkılmazdım. Eğlenirdim, şaşırırdım, duygulanırdım, düşünürdüm ama sıkılmazdım çünkü annem usta bir hikâye anlatıcısıydı.

Her durum, her olay, her insan için uygun bir hikâyesi vardı ve yeri geldikçe dipsiz hikâye sandığından çıkarıp bunları kullanırdı.

Sabah kahvesini içerken rüyalarını anlatırdı. Seyrettiği filmleri anlatırdı hem de beni yerimden hoplatacak efektlerle, taklitlerle, canlandırmalarla.

Sadece hikâye anlatmakla sınırlı değildi annemin ustalığı, yaşadıklarını-yaşadıklarımızı hikâyeleştirip anlatmakta da ustaydı. ‘’Bana en güçlü hayat derslerini hikâyeler üzerinden verdi’’ diyebilirim. 

Annem, yan odadaki refakatçinin hayretini bir iltifat olarak kabul etti ve ölene kadar unutmadı. ‘’Herkesin kızı annesini dinlemiyor ama benim kızım beni dinliyor!’’ dedi gururla.

Yabancı bir dil olarak Türkçe öğretimi yapan bizler de usta hikâye anlatıcıları ve yorumcuları olmalıyız öğrencilerimizin Türkçe dinlemesini, konuşmasını, yazmasını istiyorsak. Onlara güzel hikâyeler anlatmalı, seyrettirmeli, okutmalıyız.

Öğretmen olmak oyunculuğu ve dramatize etme sanatını da içerir. Gözünüzde büyütmeyin bunu, annem gibi doğuştan teatral yeteneklere sahip olmak gerekmiyor illaki çalışmayla da olur. Kendimden biliyorum.

Bu arada resimdeki güzel kadın annem aslında bu resmin de bir hikâyesi var ama o bana kalsın.