Birisi akıl danışıyordu birisine, tereddütten kurtulmak, kararsızlık zindanından çıkmak için.

Akıl danıştığı kişi şöyle dedi:

“İyi hoş da benden başkasını ara. Ona danış danışacağını. Bana sarılma çünkü ben düşmanım sana. Düşmanın fikri fayda sağlamaz. Git, sana dost olan birini bul. Şüphesiz dost dostu için faydadan başka bir şey aramaz. Ben düşmanınım, benim gibisinden çare olmaz. Eğri giderim, sana düşmanlık ederim. Doğru değil kurttan kuzuya bekçilik yapmasını istemek. Aramamaktır, yerinden başka bir yerde aramak. Ben sana hiç şüphesiz düşmanım. Nasıl olur da sana yol gösteririm ancak senin yolunu keserim.

Bostanda sayılır külhanda bile olsa dostlarla oturan. Bu zamanda, külhanda sayılır bostanda bile olsa düşmanlarla oturan. İncitme dostunu ‘Biz ve ‘Ben’ diyerek, düşmanın olmasın. İyilik yap insanlara ya Tanrı için ya da kendi canının rahatı için. Böylelikle dost görünsün gözüne arkadaşın. Gönlüne dolmasın çirkin suretler kin yüzünden. Çekin ondan birisine düşmanlık yaparsan, seni seven birine danış çare ararsan.”

“Biliyorum, ey iyi kişi,” dedi akıl danışan.

“Sen benim eski düşmanımsın. Fakat bilinçli ve arif bir adamsın. İzin vermez bilincin eğri gitmene sen istesen bile.”

İnsan yaratılışı gereği hıncını almak ister düşmanından. Ama bilinç bu hevese demirden bağ olur. Gelir, engeller ve geri çeker. Gece bekçisine benzer iyilikte ve kötülükte. Adil bir gece bekçisine. İnançtan kaynaklanan bilinç hem bekçi hem yargıç olur gönül şehrine. Hırsız, delikte tıkılıp kalmış fare gibidir. Uyanık bilinçse kedi. Farenin ortaya çıkıp dolaştığı yerde ya kedi yoktur ya da kedinin ancak resmi vardır. Kedi nedir? Aslanları yıkan aslan. Canındaki inançtan kaynaklanan bilinç. Gürlemesi yırtıcı hayvanlara hâkim olur. Narası otoburları durdurur. Şehir hırsızlarla dolu, elbiseyi üstünden çalanlarla. “Bekçi ister olsun ister olmasın,” diyebilir misin? Söyle!