Bir kadın oynaşıyla sevişmek istiyordu ahmak kocasının gözü önünde.

-Ey talihli adam!” dedi kocasına, ben çıkayım da biraz meyve toplayayım ağaçtan.

Ağaca çıkıp kocasına yukardan bakınca başladı ağlamaya, bağırıp çağırmaya:

-Ey utanmaz adam! Üstüne çıkmış o kulampara da kim? Kadın gibi yatmışsın altına, demek sen bir ibneydin ha?

Kocası:

-Başın döndü senin galiba, sersemledin. Benden başka kimse yok burada, dedi.

Üsteledi kadın:

-Kim o kalpaklı herif üstüne binen? Söyle hele!

-Ey kadın! Ağaçtan aşağı in, epeyce döndü başın. Saçmalıyorsun iyiden iyiye, dedi kocası.

Aşağı inip kocası yukarı çıkınca, göğsüne çekti kadın oynaşını.

Adam:

-Ey orospu! Maymun gibi üzerine çıkan kim? diye bağırdı.

Kadın:

-Burada benden başka kimse yok, dedi, bak, senin de başın döndü. Sen de saçmalıyorsun.

Adam söylediğinde ısrar etti, bunun üzerine kadın şöyle dedi:

-Gördüklerin armut ağacından. Ben de öyleydim bakarken yukardan. Çift görüyordum seni ey kaltaban! Aşağı inince göreceksin, kimsecikler yok. Bütün bu hayaller armut ağacından.

Fıkralar eğiticidir, ciddiyetle dinle. Takılıp kalma fıkranın yüzeyinde. Her ciddi şey şakadan ibarettir şakacılara. Her şakayı ciddiye alır akıllılar da.

Tembeller bir armut ağacı arar, ancak bundan daha güzel bir yol var. Bulunduğun armut ağacından aşağı in! Şaşırıp kalmışsın zaten orda a şaşkın!

Benlik ve ilk varlıktır bu. Onun yüzünden eğri olman ve eğri görmen. Eğrilik kalmaz ne fikrinde ne gözünde ne de sözünde; armut ağacından aşağı indiğinde. Dalları göğün yedinci katında bir baht ağacına dönüşmüş görürsün onu. İnebilirsen oradan, ayrılabilirsen ondan. Değiştirilip dönüştürülür Tanrı tarafından.

Doğruyu görmeyi gözlerine bahşeder iyilikleri yaratan. Kolay olsaydı doğruyu görmek Mustafa ister miydi onu Rabbi’nden. Der miydi “Senin yanında nasılsa tüm olagelenler aşağıda ve yukarıda, öyle göster bana da.”