Anlatıcısından şu hikâyeyi dinle. Adettir Kazvinlilerde. Nazara karşı vücutlarına, ellerine, omuzlarına iğnelerle mavi dövmeler yaptırırlar.

-Bana güzelce mavi bir dövme yap, dedi bir Kazvinli tellağın yanına giderek.

-Ey yiğit! Nasıl bir dövme istiyorsun? diye sordu tellak.

-Kükreyen bir aslan. Zira aslan burcuyum. Mavi bir aslan yapmaya uğraş.

-Nerene yapayım?

-İki omzumun arasına.

Tellak iğneyi batırınca, omuzlarını yaktı Kazvinli’nin iğnenin acısı. İnleyerek:

-Ey usta! öldürdün beni. Ne resmi yapıyorsun? dedi.

-Aslan yap dedin ya, aslan yapıyorum.

“Neresini yapıyorsun?”

-Kuyruğundan başladım.

-Aman iki gözüm, kuyruğu kalsın. Kuyruğundan kuyruk sokumum koptu. Varsın kuyruksuz olsun aslan. İçime fenalık geldi iğne acısından.

Tellak aslanın başka bir tarafını yapmaya başladı. Acımaksızın iğneleri batırdı. Kazvinli bağırdı:

-Burası neresi aslanın?

-Kulağı ey iyi adam!

-Bırak, kulağı olmayıversin! Kulağı geç de kestirmeden yapıver işlemeyi.

Kulağı bırakıp başka bir tarafını yapmaya başlayınca tellak, Kazvinli yine feryat etti:

-Bu aslanın hangi tarafı?

-Bu karnı azizim!

-Boşver, karnı da olmasın. Karnına ne gerek var? Altı üstü bir resim!

Şaşırdı kaldı tellak parmağı ağzında. Vurdu yere iğnesini hırsla. Ve şöyle dedi:

-Âlemde kimse bu duruma düşmüş müdür? Kuyruksuz, kulaksız, karınsız bir aslan görülmüş müdür? Tanrı böyle bir aslanı henüz yaratmadı!

Ey kardeşim! İğne acısına sabret. Benliğinin kibir iğnesinden kurtulmak istiyorsan. Benliğinden kurtulmuş olanlara, secde eder felek de güneş de ay da.