“Olursun tabii, neden olmayasın?” sık karşılaştığım bu sorunun kısa cevabı .

Uzun cevap “Elbette olabilirsin” diye başlayıp “ancak …” ile devam ediyor.

Şöyle:

“… ancak değişime açıksan”

Değişime açık olmak yerine direnç göstermek ghostwriterlığa mani bir hal.

Yukarıdaki cümleyi derhal şerh etmek lazım yoksa “Risk almadan olmaz, işini gücünü bırak, ghostwriterlığa yoğunlaş” şeklinde anlaşılabilir ki asla ve kat’a!

Sonra demedi demeyin, hesap ortadadır, kaç kişi okuyor ki kaç kişi yazdırsın ve daha önemlisi size yazdırsın?

Getirileri tamamen belirsiz bu zanaat; ülkemiz şartlarında hayatı devam ettirmeyi sağlayan tam zamanlı bir iş değil, olsa olsa nur topu gibi bir stres kaynağı olur ghostwriterlıktan gelecek kazanca bel bağlayanlara. 

O halde ne demek istedim?

Değişime direnç göstermenin güven ve kontrol duygusunu kaybetmekten başka bir boyutu daha var: Yeni beceriler ve roller için zorluklara katlanmayı göze alamamak.

Herkesin bir rutini ve o rutinin içinde kendine göre konfor alanları var, rutinden kaynaklanan konforu terk edememek büyük sıkıntı. 

Hiç kimse rahatı bozulsun istemez ama rahat bozulmadan da yeni beceriler geliştirmek mümkün olmaz, daha doğrusu olamaz. 

Oysa bir ghostwriter her yeni işte yazabilmenin yeni yollarını öğrenebilmeli, deri değiştirebilmeli. 

“Gündelik yaşantımda bazı şeyleri öteler, konuya odaklanır, önce öğrenir sonra yazarım” diyenler ghostwriterlık yapabilir.

Bu yüzden ghostwriterlık, “Zengin müşterinin, yarın hatta hemen vereceği şişkin zarf”a indirgenirse hüsran kaçınılmaz olur.

“Şişkin zarf” birbirine eklemlenerek devam eden upuzun sürecin sadece bir parçasıdır, o kadar.

 “… ancak içsel disipline sahipsen”

Ghostwriterlık yaparken başınızda bekçi, yanınızda hizmetçi yoktur. 

Bu durumda müşteriye verilen sözün yerine getirilmesi ancak sınırları zorlamak ve dikkati yazma eylemine yöneltmekle mümkündür.

Size her gün bilmem kaç sayfa yazmanızı emredecek veya siz rahatça yazasınız diye işlerinizi yapacak hizmetçi olmadığı halde aşkla ve şevkle yazmak. Yazmak zorunda olduğunuz için değil, içinizden geldiği ve istediğiniz için yazmak. 

Buna “özgüven” de diyorlar, içsel bir disiplinden kaynaklanan özgüven.

Bu yüzden geçmişi yarım kalmış projelerle dolu olanlara ve bir günde her şeyin değişebileceğine inanlara göre bir zanaat değil ghostwriterlık.

… ancak pazarlama ve satış  yapabiliyorsan”

Evvela pazarlama yapmanın satış yapmakla aynı şey olmadığının hatırlatmak isterim. Sonuca ulaşan pazarlamaya “satış” deniyor.

Ghostwriter, pazarlama da satış da yapabilmeli aksi takdirde “Yazarım ama pazarlama ve satış yapamam, daha doğrusu sevmiyorum” diyenler bunun bir taşıma suyla değirmen döndürme mantığı olduğunu ve üçüncü şahıslara bağımlılığı da beraberinde getirdiğini bilmelidir.

Ghostwriter iyi ödeme yapan müşterileri bulmak veya istikrarlı bir konum elde etmek istiyorsa zanaatinin pazarlamasını yapabilmeli ve müşteriyi bulduktan sonra da mali sıkıntı yaşamamak için profesyonel  fiyat talep edebilmelidir.

Şahsım adına çantayı toplayıp gitme triplerine hiç prim vermem çünkü hak edilen ücret, müşteriyi kaybetme korkusuyla ifade edilmezse kırıntılarla idare etmekten başka çare kalmaz.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, gözlemlerim iki tip zengin müşteri olduğu yönünde. 

Birinci tip, parayı uğraşarak kazandığı için kolayca dağıtamaz. İkinci tip kolay kazanmıştır fakat hep almaya alışkın olduğundan vermeye hazır değildir. 

Her iki halde de satış zor iştir ama mümkündür.

 “… ancak sakin ve sabırlıysan”

Yazdıkları eleştirilince, teklifleri reddedilince ghostwriterın morali bozulursa motivasyonu dağılıp gider ve başarılı olamaz. 

Sakin kalabilmenin biricik formülü az konuşmaktır. Az konuşulduğunda kafanın içindeki gürültü dışarıya yansımaz, ghostwriterın eli güçlü olur.

Sabırlı olmak da doğru cümleleri doğru zamanda söyleyebilmeyi sağlar ki bu da ikna edici bir etki oluşturur.

Ghostwriterın  zanaatini icra edebilmesi için her aşamada kendini anlatabilmesi gerekiyor,  bu da ghostwriterın sakinliği ve sabrı ile doğru orantılı bir beceri bence.