Gayet basit bir cevabı vardır yukarıdaki sorunun: Kısa sürede yüklü miktarda para kazanmak için.

Kendi adıma yazdığım ilk kitap ‘’Bir Başka Doğuş’’tu.

Bir yaz boyunca günde sekiz on saat çeviri yaptım, eve kapanarak yemek yemeği unutarak. Anormal bir süreçti. Furuğ, sanki gelip evi ve beni işgal etmişti. Doğuştan iyimser olan ben, bu karmaşık kadınla baş edemiyordum.

Çeviri yaparken çekilen zihin çilesine çeviri bittikten sonra bir de kitabı yayınlatma işkencesi eklendi. Onlarca yayınevi görüşmesi, ‘’Şiir satmaz’’ dayanaklı red cevapları üç ayımı aldı.

Nihayetinde yayımlandı kitap. Yayımlandıktan aylar sonra elime geçen ücret -2002 yılı itibarıyle %12 üzerinden- 500TL’ydi.

İlk makalem için aldığım telif ücreti daha ilginç bir rakamdır: 8TL. Haklarını yemiyeyim ama kibardılar doğrusu, 8TL’yi hem zarf içinde verdiler hem de özür dilediler bu kadar verdikleri için. Yıl, yine 2002.

Bir yazar bu rakamlara niye çalışır? ‘’Kitabım olsun’’ diye! Neyse ki ben çabuk geçtim bu sevdadan. Üçüncü kitaptan sonra noktayı koydum.

Derken bir gün, birisi, çantasında karmakarışık notlarla çıkageldi. Notlarını kitap haline getirmemi istiyordu.

  

Sürekli para kazanmaktan fena halde daralmış, özge diyarlar arayan bu şahsı dinledim. Notlarını inceledim ve işi kabul ettim.

Yıl 2008’di. Ghostwriterlık ücretini peşin aldım. 4500TL. Bir buçuk ayda teslim edeceğimi söyledim ama daha önce teslim ettim notları 120 sayfalık kitap olarak.

Bir ayda, peşin para, kitaba dair hiçbir pazarlama ve satış endişesi taşımadan 4500TL kazanınca ghostwriterlığın tam bana göre bir iş olduğuna karar verdim.

Dünyadaki bütün ghostwriterların hikâyesi aynıdır.

Yazarlık hevesi, yazarlığın zorlukları, mutlu bir tesadüf ve yaşasın ghostwriterlık!

Belki ghostwriterlıkta herkesçe tanınan bir isim olmazsınız ama iyi para kazanırsınız.

Bir de ‘’ayrıca’’ları vardır:

Ayrıca 1) Ghostwriterlık yaparken profesyonel bir amatör olursunuz. Çünkü size yeni şeyler öğrenmeniz, öğrendiklerinizi en açık bir şekilde açıklamanız için ödeme yapılır. Benim  her daim öğrenci ruhuma çok iyi gelir bu çalışma tarzı.

Ayrıca 2) Trafiğe, kalabalığa, kalabalığın kabalıklarına maruz kalmadan evden çalışırsınız. En çok bu yönünü severim ghostwriterlığın. Pijamalarınızla çalışabilir, şıpıdık terliklerinizi sürüyerek dolaşırken düşünebilir, beyniniz zonkladığı anda kafayı vurup yatabilirsiniz.

Ayrıca 3) Programınızı kendiniz yapıp kendiniz yönetirsiniz. Hoştur yani kendi kendinin patron olmak.

Ayrıca 4) Kısa süre öncesinde kadar tanımladığınız bir insan, bir anda büyük sorumluluk duyduğumuz ekip arkadaşınız olur. Bu durum yazarlık becerinizin ötesinde güvenilir biri olmayı, doğru ve samimi bir iletişim kurmayı, egonuzu bastırıp onun yönergelerini kabul etmeyi gerektirir. Tüm bu değişkenleri yönetmek kalıcı kazanımlar bırakır insanda.

Şahsım adına konuşacak olursam her ne kadar çocukken büyüyünce ghostwriter olmayı hayal etmesem de şartların getirdiği bir meslek olarak karlı, zevkli, geliştirici oldu benim için. Öneririm genç arkadaşlara.