Şu soruyu düşünelim: Müşteri bize niçin gelir?

Cevabı da düşünelim lütfen: Yazılmasını istediği ama yazamadığı bir şey için gelir.

Özellikle ‘’şey ‘’ dedim çünkü bazen müşterin fikirleri o kadar karmaşık ve muğlâk oluyor ki ancak ‘’şey’’ olarak nitelendirebiliriz.

‘’Şey’’i; somut bir proje haline nasıl getirebiliriz müşteriyi dinlemeden, danışman rolünü üstlenmeden, yazılmasını istediği konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini tam bir açıklıkla ifade etmesini sağlamadan?

Diyelim ki müşterimiz ne istediğini tam olarak biliyor, yine etkin dinleme yapmadan müşterinin ihtiyacını anlayıp karşılamamız mümkün değil.

Hayal bulutunun içindeki resmi; resmin renklerini, dokusunu, fırça darbelerinin tarzını nasıl idrak edeceğiz? Edemediğimiz takdirde müşteriye tam da istediğini nasıl vereceğiz?

Dinleme, anlamayla iç içedir daha doğrusu böyle olması gerekir. Etkin bir süreçtir ve çok enerji harcamayı gerektirir. Atlamadan, savsaklamadan, çarpıtmadan, aşırı anlam yüklemeden duyduklarımızı doğru algılamak, çözmek ve değerlendirmektir.

Öğrenmenin de anahtarıdır dinleme, tıpkı okuma gibi.

Ghostwriter olarak dinlemesini bilmezsek dillendirilecek sözleri de bulamayız.

Dinleme ve okuma gayet alakalı iki eylemdir aslında. Okumayı sevenler, dinlemeyi de severler. Dinlemeyi bilmeyenler kitap okurken de sıkılırlar.

Ayrıca ghostwriter,  müşterisiyle –dönemsel de olsa- iletişimin ötesine geçip ilişki kurmak zorundadır yazabilmek için. Bir ghostwriterın iyi bir dinleyici olması daha güçlü ve derin bir ilişkiyi doğurur.

Müşterinin kendini gerçekten dinleyen birine ihtiyacı vardır. Konuştuğumuzun iki katı düşünmek ve dinlemek, müşterimizle sağlam ilişki kurmanın ve beklenen hizmeti sunmanın altın oranıdır.

Bu noktada şunu hatırlatmak isterim ki genel olarak etkin dinleme becerisi varsa ghostwriterın müşterisi için de kullanabilir yoksa gündelik hayatta dinlemeyi, konuşmak için sıranın kendisine gelmesini bekleme olarak algılayan biriyse takke düşer kel görünür müşterinin yanında.

Demem o ki etkin dinleme becerisine sahiptir bir ghostwriter, her zeminde ve zamanda.

Mesela bir çocuk veya yaşlı buldu mu kaçırmaz. Can kulağıyla dinler onları çünkü bilir ki hayatın başlangıcını ve sonunu yaşayanların anlattıkları çok değerlidir.

Mesela 06.35 otobüsünde tinerci çocukların hastaneye giderken kurdukları arınıp yeni bir hayata başlama hayallerine kulak kesilir çünkü bilir ki yazabilmek için çok hikâye bilmek gerekir, yeni hikâyeler ancak eski hikâyelerden yola çıkılarak yazılır.

Mesela yağmurun, sokağın, ocakta pişen yemeğin sesini dinler çünkü bilir ki dinledikçe dinginleşip zenginleşecektir.

Yazmak girift bir iştir. Kelimeleri değişik bir şekilde dizmek ve bu sayede değişik bir içerik ortaya koymak ve sonra içerikleri değişik bir şekilde dizmek ve bu sayede değişik bir etki yaratmak.

Ghostwriter bu grift işini, pek çok alt becerinin üstüne inşa eder. Dinleme becerisi de bunlardan biridir, böylece biline.