Sohrab Sepehri 20. yüzyıl İran şairlerinden. Aynı zamanda ünlü bir ressam, yaşarken gelirini ressamlıktan karşılıyordu.

1928'de, İsfahan'a bağlı Kashan'da doğmuş. İran şiirinde ölçü ya da ritme bağlı olmayan "Yeni Şiir" akımının  ünlü beş şairinden biri.

Diğerleri Nima Youshij, Ahmad Shamlou, Mehdi Akhavan-Sales ve Furuğ Ferruhzad'dır.

1980'de Tahran'daki Pars Hastanesi'nde lösemi nedeniyle öldü, İran Devrimi'nin en hareketli gününde, Humeyni'nin Tahran'a indiği gün.

Şiirinde insancıllık hakimdir. Doğayı sever ve şiirlerinde sıkça yer verir.

Şiirleri Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, İsveççe, Rusça ve Türkçe gibi bir çok dile çevrilmiştir.

Aşağıdaki görüntü Sohrab Sepehri'nin mezarından. Fotoğraf çekimi için hazırlanmış bir mizansen değil. Ben Tahran'da Furuğ Ferruhzad'ın mezarını ziyarete gittiğimde benzer bir anmayı görmüştüm.Gençler geldiler, mum yaktılar, güller bıraktılar mezarın üstüne ve Furuğ'un şiirlerini yüksek sesle okuyup dinlediler. Ağladılar, alkışladılar hatta şarkılar söylediler Furuğ şiirlerinden bestelenmiş.

Sepehri'nin çok sevdiğim ''Yolda Bir Mesaj'' şiirini okudum geçenlerde ve şöyle çevirdim. 

 

 

Bir gün

Geleceğim ve bir mesaj getireceğim

Damarlara nur dökeceğim

Ve sesleneceğim "Ey sepetleri uykuyla dolu olanlar!"

Elma getirdim.Güneşin kızıl elmasını

Geleceğim

Vereceğim dilenciye yasemini

Cüzzamlı güzel kadına başka bir küpe takacağım

Köre diyeceğim "Tam seyredilecek bağ!"

Sokak sokak gezen bir satıcı olacağım

Bağıracağım "Şebnemler! Şebnemler! Şebnemler!"

"Doğrusu karanlık bir gece" diyecek yoldan geçen biri

Kehkeşanları ona vereceğim

Köprünün üstündeki ayaksız kızın boynuna

Asacağım Büyük Ayı'yı

Ne kadar küfür varsa dudaklarda, toplayacağım

Yıkacağım ne kadar duvar varsa

Eşkiyalara diyeceğim ki "Bir kervan geldi, yükü tebessüm!"

Bulutu parçalayacağım

Ben düğümleyeceğim gözleri güneşle, gönülleri aşkla, gölgeleri suyla, dalları rüzgârla

Çocukların rüyalarını bağlayacağım cırcır böceğinin nağmelerine

Uçurtmaları havaya bırakacağım

Saksıları suya salacağım

Geleceğim

Atların, ineklerin önüne yemyeşil okşayış otları dökeceğim

Susuz kısrağa çiğle dolu bir kova getireceğim

Yoldaki kocamış eşeğin üstünden kovalayacağım sinekleri

Geleceğim ve her duvarın üstüne çiçek ekeceğim

Her pencerenin altında şiir okuyacağım

Bir çam vereceğim her kargaya

Yılana diyeceğim ki "Kurbağa ne kadar görkemli!"

Barıştıracağım

Tanıştıracağım

Yol gideceğim

Nur içeceğim, nur yiyeceğim

Seveceğim