Simsiyah bir işarettir bütün varlığım

Çiçeklenmelerin sabahına ve sonsuzluğun filizlenmelerine götürecek

 

Seni kendinde tekrar ederek

Seni sayıkladım bu işarette, ah!

Seni bu işarette

Aşıladım ağaca, suya, ateşe

 

Belki hayat

Bir kadının elinde sepetiyle her gün geçtiği uzun bir cadde

 

Belki hayat

Bir adamın kendini dala astığı bir ip

 

Belki hayat

Okuldan eve dönen bir çocuk

 

Belki hayat

İki sevişme arasındaki rehavette bir sigara yakmak

 

Ya da yanından geçen birine

Şapka çıkarıp manasız bir gülümseyişle “hayırlı sabahlar” derken görmeden bakmak

 

Belki hayat

Bakışlarımın bakışlarında eridiği o gizli an

Ve bunda

Ayın kavrayışı ve karanlığın sezgisiyle harmanladığım bir his var

 

Yalnızlık kadar büyük bir odada

Aşk kadar büyük kalbim

Göz gezdiriyor

Kendi mutluluğunun yalın sebeplerine

Vazodaki güllerin güzelliğinin tükenişine

Bahçemize senin diktiğin fidanlara

Ve bir pencere genişliğinde şakıyan kanaryaların ötüşlerine

 

Ah!

Bu benim kaderim

Bu benim payım

Kaderim

Bir perdenin asılmasıyla kaybolan gökyüzü

Kaderim

Terk edilmiş bir merdiveni bir basamak daha inmek

Kaderim

Uzak ve çürümekte olan şeylere ulaşmak

Kaderim

Hatıraların bahçesinde hüzünlü gezintiler yapmak

Ve

“Senin ellerine hayranım” diyen acıklı sesi duyduğumda ölmek

 

Bahçeye ekiyorum ellerimi

Gövereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum

Ve bırakacak yumurtalarını kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın dibine

Küpe takıyorum kulaklarıma, iki çift kırmızı kirazdan

Parmaklarıma süreceğim yıldız çiçeğinin yapraklarını

 

Bir sokak var

Bir zamanlar orda delikanlılar

Bana âşıktılar

Hâlâ

Aylak ve karmakarışık saçlarıyla

Zayıf boyunlarıyla

Çöp bacaklarıyla ordalar

Masum gülüşünü düşünüyorlar

Bir gece vakti rüzgârın alıp götürdüğü küçük kızın

 

Bu sokak çocukluğumun mahallelerinden

Çalındı

Kalbim tarafından

Hacmin serüveni zamanın çizgisince

Ve bu hacim, zamanın kuru çizgisinden gebe kalan

Hacim, aynadaki misafirliğinden dönen görüntünün bilinci

 

Ve böylece

Biri ölürken

Biri yaşamaya devam eder

 

İnci avlayamayacak

Bir çukura dökülen küçücük derede

Hiçbir avcı

 

Ben okyanusta yaşayan

Dertli, küçük bir denizkızı tanıyorum

Sihirli bir flüte akıtıyor gönlünü

Yavaş yavaş

Dertli ve küçük denizkızı ölüyor gecenin öpücüğüyle

Sabahın öpücüğüyle doğacak yeniden