Fatih oldum

Kendimi deftere yazdırdım

Kendimi birisimle, bir kimlikte süsledim

Ve varlığım bir sayıyla somutlaştırıldı

O halde yaşasın 678 no’lu, 5. bölgeden, Tahran sakini

 

Artık her açıdan rahatım

Vatan ananın şefkatli kucağı

İftiharla dolu tarihi geçmişin emziği

Kültür ve uygarlık ninnisi ve cafcaflı kanunların çıngırağı

Ah!

Artık her açıdan rahatım

 

Mutlu insanlardanım

Pencerenin yanına gittim, hevesle altı yüz yetmiş sekiz defa

İnce toz, çöp ve idrar kokusuyla yüklü havayı içime doldurdum

Ve altı yüz yetmiş sekiz borç senedinin

Ve altı yüzyetmiş sekiz iş başvurusunun altına yazdım Furuğ-i Ferruhzâd

Şiir, gül ve bülbül ülkesinde Bağıştır yaşamak, orda

Gerçekten var olduğun seneler ve seneler sonra kabul edilir

Bir yer

İlk resmi bakışımla perdenin arkasından, altı yüz yetmiş sekiz şair görüyorum

Hokkabazlar hepsi garip dilenciler topluluğunda

Çerçöp arasında, ölçü ve uyak peşindeler

Ve ilk resmi adımımın sesiyle

Birden

Karanlık bataklıkların ortasından altı yüz yetmiş sekiz sembolik bülbül

Eğlendirerek

Kendilerini, altı yüz yetmiş sekiz yaşlı siyah kargaya dönüştürdü

Tembelce günbatımına uçtu

 

Ve ilk resmi nefes alışım

Karıştı altı yüz yetmiş sekiz kırmızı gülün dalına

Büyük Plasko Fabrikası’nın ürünü olan

Bağıştır yaşamak, evet

Kemençeci şeyh Ebu Dalkak’ın topraklarında

“Ey gönül, ey dümbelek gönül” diyen şeyhin

Pahalı yıldızların şehri

Baldırlı, kalçalı, memeli, arkası hızlı ve hünerli kadınların şehri

“Aman abi bana ne, boşver” felsefesi yazarlarının yuvası

Bilgi olimpiyatlarının beşiği- Vay!

Bir yer

Görüntü ve ses nakleden her nereye elinizi atsanız orda yeniyetme bir dâhinin borazanı ötüyor

Milletin seçkin aydınları

Büyüklerden biri sınıfa girdiğinde

Her biri göğsünde, altı yüz yetmiş sekiz elektrikli kebap tenceresi

Ve ellerinde altı yüz yetmiş sekiz suçsuz saat sıralamış ve biliyorlar

Güçsüzlük cebi boş kişi olmaktır, bilgisiz olmak değil

 

 

Fatih oldum evet fatih oldum

Şimdi bu fethin mutluluğuyla

Temiz aynanın karşısında, gururla, altı yüz yetmiş sekiz veresiye mum yakıyorum

Ve uçuyorum raflara, izninizle, bir çift laf etmek istiyorum

Hayat kanununun temelleri hakkında

Ve ilk kazmasını hayatımın yüce binasının

Coşkulu alkışların eşiğinde

Kendi tepeme vuruyorum

Ben yaşıyorum, evet,

Zinde-rûd gibi(1)

Bir tek gün de olsa

İnsanların yaşamış olduğu her ne varsa

Hepsinden payımı alacağım

Ben yarından sonra

Milli vergilerle dolu şehrin sokaklarında

Telgraf tellerinin hafif gölgeleri arasında dolaşabilirim

Ve gururla altı yüz yetmiş sekiz defa umumi helaların duvarlarına

''Bunu yazan ben, okuyan eşek” yazabilirim

 

Ben yarından sonra

Cesur bir vatansever gibi

Halkın her çarşamba öğleden sonra hevesle

Peşinden koştuğu büyük ideale

Kalbimle ve beynimle bir parça katılabilirim

Mobilya, buzdolabı, perde alınabilecek binlerce tatlı riyali

Ya da karşılığında altı yüz yetmiş sekiz doğal fikri

Bir gecede altı yüz yetmiş sekiz vatan evladına bağışlayabilirim

 

Ben yarından sonra

Haçik'in dükkanının arkasında

Birinci kalite maldan birkaç nefes çektikten

Ve birkaç kutu kalitesiz Pepsi Kola devirdikten

Ve birkaç “Ya Hak! Ya Hu! Vah Vah! Hu Hu!”

Dağıttıktan sonra

Resmen aydınların erdemlerinin erdemleri toplantısına

Ve kuru gürültü okulunun önderleri arasına katılabilirim

Yaklaşık bin altı yüz yetmiş sekiz sene-yi hicri-yi Şemsî-yi Tebrîzi'de

Boş bir matbaa makinesinde basılacak

İlk büyük romanımın taslağını

Altı yüz yetmiş sekiz Oşnu paketinin üstüne not düşerek oluşturabilirim(2)

 

Ben yarından sonra

Tam bir güvenle

Kadife kaplı koltuklara yaslanarak

Geleceği garantileyen, karşılıklı pohpohlama toplantılarında kendimi

Altı yüz yetmiş sekiz defa ağırlayabilirim

Çünkü ben bilim ve sanat dergilerinin hepsini -Dalkavukça boyun eğmeyi- okuyorum

Ve yöntemini “dürüstçe yazmanın” biliyorum

 

Ben yapıcı halkın arasında varlık meydanına ayak bastım

Gerçi ekmekleri yoktu ama

Ufukları genişti

Uygulamada coğrafyalarının sınırı

Kuzeyden koyu yeşil ve taze bir meydana

Güneyden eski idam meydanına

Ve kalabalık bölgelere, Tophâne Meydam’na kadar uzanıyordu

 

Parlak gökyüzü altında ve emniyetlerinden emin

Sabahtan akşama kadar, altı yüz yetmiş sekiz güçlü kuvvetli alçı heykel

Katılımıyla altı yüz yetmiş sekiz meleğin

 -Onlar da toprak ve çamurdan yaratılmış-

Mutlak sessizlik tasarımcılarının açıklamalarıyla meşguldüler

 

Fatih oldum evet fatih oldum

O halde yaşasın 678 no’lu, 5. bölgeden, Tahran sakini

Bir pencerenin çerçevesinde öyle bir makama ulaştı ki

Azimle, iradeyle

Yerden altı yüz yetmiş sekiz metre yükseklikte

Ve kendisiyle övünüyor

Pekâlâ atabilirdi aynı kapıdan -merdivenlerden değil- kendini

Sevgili vatan ananın eteklerine

 

Ve son vasiyetim şu

Altı yüz yetmiş sekiz sikke karşılığında

Üstat Kızıl Abraham Hazretleri “Sayılı günleri bitti” redifli bir ağıt yaksın

___________________ 

(1) İran’da bîr nehir. Anlamı “sürekli yaşayan”dır.

(2)Bir sigara markası.