O kara gözler, ah

Onlar benim halvete girmiş sade sufilerim

“Sema”mn cezbesiyle gözleri

Kendinden geçmişti

 

Gördüm tepeden tırnağa bende dalgalandığını

Ateşin kırmızı yalımları gibi

Suyun yansıması gibi

Yağmurların sarstığı bir bulut gibi

Sıcak mevsimlerin nefesinden bir gökyüzü gibi

Sonsuzluğa kadar

Hayatın ötesine kadar

Yayılmıştı

 

Gördüm ellerinin esintisinde

Vücudumun eridiğini

Gördüm kalbinin

Baş döndüren sihirli nağmelerle

Dönüp dolaştığını bütün kalbimde

 

Saatler uçtu

Perde rüzgâra arkadaş oldu, gitti

Onu sıkmıştım

Ateşin halesinde

Söylemek istiyordum

Ama hayret ki

Kirpiklerinin yayılmış gölgeleri

İpek perdenin telleri gibi

Aktı karanlığın dibinden

Devamında isteğin o uzun kuşağı

Ve o sarsıntı, ölüm bulaşmış sarsıntı

Kaybolmuşluğumun sonuna kadar

 

Kurtulduğumu gördüm

Kurtulduğumu gördüm

 

Gördüm derimin çatladığını aşk yayıldıkça

Gördüm ateş renkli hacmin

Yavaş yavaş eridiğini

Ve aktı, aktı, aktı

Ayda, ay derinliklere sinmiş, ay darmadağınık

 

Birbirimizde ağlamıştık

Birbirimizde sıradan anlar boyunca bir olmayı

Deli gibi yaşamıştık