Küçük bir kabarcıkta

Aydınlık söndürüyordu kendini

Ansızın pencere doluverdi geceyle

Gece dopdolu boş seslerin kalabalığıyla

Gece zehirlenmiş nefeslerin zehrinden

Gece

 

Kulak Verdim

Karanlığın korkunç caddesinde

Birisi sanki kalbini

Çürük bir hacim gibi

Ayaklarının altında ezdi

Karanlığın korkunç caddesinde

Bir yıldız patladı

Kulak verdim

 

Nabzım kanımın isyanıyla hızlandı

Ve tenim

Dağılıp gitmenin vesvesesinde

 

Tavanın eğri büğrü yazılarında

Gözlerimi gördüm iri bir kadeh gibi

Kuruyordu ellerde, sararmışlıkta, hafakanlarda

Bütün kıpırtılarımla

Dingin su misali

Dibe vurmuştum ağır ağır

Tortulanıyordum çukurumda

 

Kulak verdim

Kulak verdim tüm hayatıma iğrenç bir fare, deliğinde

Manasız ve kötü bir şarkıyı

Küstahça söylüyordu

Utanmaz ve anlamsız bir cırcırböceği

Geçen anları hesaplıyordu döne döne

Unutulmuşluklara doğru yol alıyordu

 

Ah, ben şehvetle doluyum -ölüm şehvetiyle-

Sersemletici bir duyguyla ürperdi iki göğsüm

Ah!

Hatırladım

Ergenliğimin ilk gününü

Bütün bedenim

Açılıyordu masum bir bocalamada

Tanışmam için o belirsizlikle, o dilsizlikle, o bilinmeyenle

 

Küçük bir kabarcıkta

Aydınlık

Esneyişin titrek çizgisine çekti kendini