Rüyamda birinin geldiğini gördüm

Rüyamda kırmızı bir yıldız gördüm

Ve gözüm seğiriyordu

Ve pabuçlarım yan yana duruyordu

Ve kör olayım

Yalanım varsa

Ben rüyamda kırmızı yıldızı

Gördüğümde uyanıktım

Birisi geliyordu

Birisi geliyordu

Başka biri

Daha iyi biri

Hiç kimseye benzemeyen biri, baba gibi değil, arkadaş gibi değil,

 

Yahyâ gibi değil, anne gibi değil

Olması gerektiği gibi biri

Boyu ustanın evinin ağaçlarından daha uzun

Ve yüzü

Zamanın imamından daha nurlu

Ve Seyyîd Cevâd’in kardeşinden korkmuyordu

Polis üniformasını giyinmiş giderken bile

Ve Seyyîd Cevâd’in bizzat kendisinden de

Ev sahibimiz olan

Adı, annemin

Namazdan önce ve sonra seslendiği gibi

“Hâkimlerin hâkimi

''İhtiyaçların ihtiyacı”ydı

Üçüncü sınıf kitabının zor kelimelerini

Gözleri kapalı bile okurdu

Ve hatta bini

Anında yirmi milyondan çıkarabilirdi

Ve Seyyîd Cevâd’in mağazasından, gereken her şeyi veresiye alabilirdi

Ve yakabilirdi “Allah" lambasını.

-Yeşildi: Tan vakti gibi yeşil-

Yeniden Miftâhiyân Mescidi’nin tepesinde

 

Ah!

Ne kadar güzeldir aydınlık

Ne kadar güzeldir aydınlık

Yahyâ’nın bir el arabası olsun

Bir de gaz lâmbası

Ah! Ne kadar isterdim

El arabasında, kavun ve karpuzların ortasında oturayım

Ve Muhammedi'ye Meydanı’nı turlayayım

Ah! Ne kadar isterdim

 

Ne güzeldir meydanda gezinmek

Ne güzeldir damda uyumak

Ne güzeldir Milli Park’a gitmek

Ne güzeldir Pepsi’nin tadı

Ne güzeldir Ferdî'nin Sineması

Ve ben bu güzel şeylerin hepsinden ne kadar hoşlanıyorum

Seyyîd Cevâd’ın kızının saçlarını okşayayım

Ah! Ne kadar isterdim

 

Niçin ben küçüktüm

Caddelerde kaybolacak kadar

Niçin babam küçük değildi

Hem caddelerde de kaybolmuyordu

Bir şey yapamıyordu, rüyamda geldiğini gördüğüm kişinin gelişini hızlandıramıyordu

 

Mezbaha mahallesinin halkı da

Bahçeleri de kanlıdır

Havuzlarının suları da kanlıdır

Ayakkabılarının altı da kanlıdır

 

Niçin bir şey yapmıyorlar

Niçin bir şey yapmıyorlar

 

Ne kadar tembeldir kış güneşi!

 

Dama çıkan merdivenleri süpürdüm

Camları da sildim

Fakat niçin, baba

Uyumak zorunda, rüya görmek zorunda

 

Dama çıkan merdivenleri süpürdüm

Camları da sildim

 

Birisi geliyor

Birisi geliyor

 

Yüreği yüreğimiz, nefesi nefesimiz, sesi sesimiz

Gelişi önlenemez birisi

Elleri kelepçelenip zindana atılamaz birisi

Yahyâ’nın yaşlı ağacının altında çocuk yapmış birisi

Ve günden güne

Büyüyor da büyüyor

Yağmurdan, yağmur sesinden, atlas çiçeklerinin fısıltısından birisi

 

Birisi Tophâne’nin göğünden, donanma gecesinde geliyor

Ve sofrayı kuruyor

Ekmeği bölüyor

Pepsi’yi bölüyor

Milli Park’ı bölüyor

Boğmaca şurubunu bölüyor

Kayıt gününü bölüyor

Hastane numarasını bölüyor

Lastik çizmeleri bölüyor

Ferdî'nin Sineması'nı bölüyor

Seyyîd Cevâd’ın kızının ağaçlarını bölüyor

Ve her şeyi rüzgarın getirdiği, bölüyor

Hem payımızı da veriyor

Ben rüyamda gördüm